Kuran-ı kerimle ilgili çeşitli sorular; Kur’an-ı kerimde sayı yok mu? İslam harfleri; Âyetlere tarihsel demek; Maide suresi; Âl-i İmran suresi; Bekara suresinin fazileti; Nisa suresi; Fatiha suresinin fazileti; Âmenerresülü'nün fazileti; Kur’anda Yahudi ve Hıristiyanlar; En’am suresi; Âyet-el kürsinin fazileti; Bekara
Meryemin [7] afif ve nezih hayatları, onların dillere destan örnek tutum ve davranışları zikredilir. Mesela Yusuf suresinde, Aziz’in karısı Züleyha'nın Hz. Yusuf'a meylettiği ve hedefine ulaşamayınca da iftira ederek onun zindana girmesine sebep olduğu anlatılırken, kadının “İşte siz beni bunun için kınamıştınız.
Hz. Yusuf İle İlgili Kıssalar Hz.yusuf A.s Ilgili Kıssalar "Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır." (Yusuf Suresi, 7) Kuran'da bildirilen peygamber kıssalarının hikmetlerinden biri, bu kıssalardaki ayetlerin sadece indirildikleri zamana ait olayları
Hzyusuf Şiirleri. Aşağıda 1,500,000'dan fazla şiir başlıkları arasından "Hz.yusuf" terimini içeren şiirler listelenmektedir. Hz.yusuf ile ilgili şiirler "kayıt tarihine" göre listelenmektedir. Şiirlerin "Hz.yusuf" ile ilgili alakalı olup olmadıkları sistem tarafından otomatik belirlenip içinde aradığından konu dışı
HadislerdeHz. Yusuf la ilgili çok az bilgi vardır ve Hz. Yusuf sadece bazı özellikleriyle anılır. Büyük dedesi İbrahim, dedesi İshak, babası Yakub ve kendisi olmak üzere
Hek3V. Hz Yusuf Sözleri Hz. Yusuf as. bildiğiniz gibi peygamberlerdendir. Mısır ahâlisine gönderilen peygamber olan Hz. yusuf , Yakub aleyhisselamın oğludur. Annesinin ismi Râhil’dir. İsrailoğullarından Yakub aleyhisselamın neslinden gönderilen ilk peygamberdir. Sizlere Hz. Yusuf as Sözleri, Hz. Yusuf as’a ait olduğu bilinen sözleri aşağıya yazdık. Faydalı olması dileğimizdir. Yusuf peygamber duası ; Rabbim, Sen bana mülkten bir pay ve onu yönetme imkanını verdin, sözlerin yorumundan bir bilgi öğrettin Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat” Yusuf Suresi, Hz. Aişe rivayet etmektedir Mısır’da kıtlık olduğu yıllarda Hz. Yusuf üç günde bir yemek yerdi. ona “Bütün zahire ambarları senin elinin altında olmasına rağmen neden üç günde bir yemek yiyorsun?” diye sordular. Hz. Yusuf kendisine sorulan bu soruya şu soruyla karşılık verdi “Benim karnım tok olsa, etraftan zahire almaya gelen açların halini nasıl anlayabilirim?” Hz. Yusuf as Aşk kutsaldır, kirli gönüllerde yuva yapmaz. Hz. Yusuf as Ölümden aşırı korkan birinin ya sığınacak bir rabbi yoktur, ya da bu dünyaya aşırı bağlılığı vardır. Hz. Yusuf as Hz. Yusuf Sözleri konumuzdan sonra diğer konularımıza da bakabilirsiniz. Semih YAŞAR Lokman Hekim Sözleri Şirvani es-Sagir sözleri Ahmet Yesevi sözleri Kenan Rıfai Sözleri Hz Yusuf Sözleri
Dini Hikayeler Züleyha’nın büyük bir debdebesi, yüceliği vardı. Gitti, Hz. Yusuf’u zindana attırdı, sonra da bir köleye dedi ki – Hemen şimdi Yusuf’u yere yık, adamakıllı sopa vur. Kolunu kuvvetle kaldırarak indir sapayı; öyle bir dövki ta uzaktan ah ettiğini duyayım. Köle emre uyup Yusuf’u dövmeye niyetlendi ama yüzünü görünce kıyamadı Yusuf’a. Ve iyi kalpli köle orada bir post bulunduğunu gördü, sopayı ona indirmeye başladı. Kölenin her sopayı indirmesinde Yusuf, mahsustan feryad etmekteydi. Züleyha uzaktan Yusuf’un cılız feryadını duydukça “Vur, adamakıllı vur be adam!” diye bağırıyordu. Köle, Hz. Yusuf’a – Ey güneş yüzlü Yusuf, Züleyha gelir de sırtında hiçbir sapa izi bulunmadığını görür, anlarsa, şüphe,yok ki beni sıkıştım, işimi bitirir. Omuzunu aç, dişini sık. Adamakıllı inecek bir sopaya dayan. Bu sopa, sana kötü inecek ama Züleyha görürse affeder belki, dedi. Yusuf elbisesini sıyırdı, sırtını açtı, köle elini kaldırıp Yusuf’a öyle bir vurdu ki Yusuf yüzükoyun yere kapaklandı. Züleyha Yusuf’un ah edişini duyar duymaz “yeter” dedi, “Bu sefer ki ah ta yürekten çıktı. Bundan önceki ahlar ehemmiyetsizdi ama bu sefer ki tam can evinden’ yükseldi.” Bir yas evinde yüzlerce ağlayıcı olsa, yine dert sahibinin ahı tesirli olur. Bir yerde yüz tane dertli halka kurup otursa, halkanın merkezi yine yaslı alandır. Sen de dert sahibi olmadıkça erlerin safında er sayılmazsın. Birisinde aşk derdi, aşk ateşi varsa hiç sabrı, kararı kalır mı; gece ile gündüzü ayırt edebilir mi? Lütfen daha çok kardeşimize ulaşması için paylaşalım
ALEYHİSSELAM KİMDİR? HAYATI, KUYU, ZİNDAN KISSASI Hazreti Yusuf, Yakub aleyhisselâmın oğludur. Hazreti Yakub’un on iki oğlu vardı. Fakat hepsinden çok Hazreti Yusuf’u severdi. Onda başka bir güzellik, başka bir zeka ve kabiliyet belirtisi vardı. Daha on iki yaşında iken, bir gece rüyasında on bir yıldız ile güneşin ve ayın kendisine secde ettiklerini görmüştü. Bu rüyasını babası Hazreti Yakub’a anlattı. 0 da kıskançlık doğurmasın diye “Çocuğum! Bu rüyayı kardeşlerine söyleme.” dedi. Hazreti Yusuf’un kardeşleri, babalarının Yusuf hakkındaki sevgisini kıskanıyorlardı. Nihayet bir gün onu eğlence maksadı ile kıra götürüp kör bir kuyuya attılar. Sonra gelip kuyudan çıkaran bir kafileye, kölemizdir, diyerek sattılar. Eve döndükleri zaman da, babalarına “Yusuf u kurt yedi” diye yalan söylediler. Kafile, henüz on yedi yaşlarında bulunan Hazreti Yusuf’u alıp Mısır’a götürdü. Orada Mısır’ın Azizi’ne Maliye Bakanı Kıtfır’a sattılar. Yusuf aleyhisselâm çok güzeldi. Yüzünden gözünden nurlar akardı. Kendisine önce hikmet ilmi, sonra da peygamberlik verilmiştir. Aziz’in zevcesi Züleyha’nın kendisine olan meylini, son derece iffet ve temizliğinden dolayı kabul etmemişti. Bunun üzerine iftiraya uğrayarak yedi sene zindanda kaldı. Sonra suçsuzluğu anlaşılarak zindandan çıkarıldı. Mısır’a maliye bakanı oldu. İffet ve temizliğinin mükafatına kavuştu. Hazreti Yusuf zindanda iken, Amalika kavminden olan Reyyan İbni Velid adındaki Firavun’un Mısır hükümdarının aşçısı ile şerbetçisi de zindana atılmışlardı. Bunlar gördükleri birer rüyayı Hazreti Yusuf a anlatarak yorumlamasını istediler. Hazreti Yusuf da bunlara önce biraz öğüt verdi Sonra da rüyalarını yorumladı. Bunlar bir zaman sonra Hazreti Yusuf un yorumuna uygun olarak zindandan çıkarıldılar. Biri Firavun’a yine şerbetçi oldu. Diğeri de asıldı. Hazreti Yusuf bir müddet daha zindanda kaldı. Sonra Mısır hükümdarı da bir rüya gördü. Bunu kimse yorumlayamadı. Şerbetçinin uyarması üzerine Hazreti Yusuf’a başvuruldu. Bu rüyaya göre, yeryüzünde yedi yıl bolluk, ondan sonra yedi yıl kıtlık olacak, sonra da bir yıl halk pek ziyade varlık görecekti. Hazreti Yusuf’u zindandan çıkardılar. Mısır’ın Aziz’i vefat etmişti. Hazreti Yusuf’u Mısır’a maliye bakanı tayin ettiler. Rivayete göre, bu Hükümdar, Hazreti Yusuf a iman etmiştir. Yusuf aleyhisselâmın emriyle bolluk senelerindeki fazla ekinler, başakları ile beraber ambarlarda biriktirildi. Sonra kıtlık yıllan başladı. Artık insanlar bu ambarlara koşup duruyorlardı. Hazreti Yusuf, bu kıtlık günlerinde bazen aç kalırlardı. Ona “Elinin altında bu kadar yiyecek bulunduğu halde, neden aç kalıyorsun?” denildiği zaman şu cevabı veriyordu “Aç kalanların hallerini anlayabilmek için!”... Yusuf aleyhisselâmın kardeşleri de zahire almak için iki kez Kenan ilinden çıkıp Mısır’a geldiler. Sonunda Hazreti Yusuf kendisini kardeşlerine tanıttı ve şöyle dedi “Yüce Allah, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Bana yapmış olduğunuz işten dolayı siz bugün kınanmayacaksınız.” Böylece onlara büyük ikramda bulundu, muhterem babası Yakub aleyhisselâm ile annesini ve bütün kardeşlerini Mısır’a davet etti. Yakub aleyhisselâmın artık sevgili oğluna kavuşma zamanı gelmişti. Zevcesi ve oğulları ile beraber Mısır’a şeref verdiler. Hazreti Yusuf un sarayında hepsi şükür secdesine kapandılar. Yusuf aleyhisselâmın evvelce görmüş olduğu rüya da böylece gerçekleşmiş oldu. Bu tarihten başlayarak İsrail oğulları Mısır’da yerleşip kaldılar. Rivayete göre, Hazreti Yakub, Mısır’da on yedi sene kalmıştır. Hazreti Yusuf da, babasından sonra elli dört yıl daha yaşayıp yüz on yaşında vefat etmiştir. Daha sonra Hazreti Musa, Mısır’dan çıkarken Hazreti Yusuf un mermer tabut içinde bulunan mübarek naaşım da beraber çıkarıp götürmüştü. Kabri, Hazreti İbrahim’in gömülü bulunduğu mağaradadır. YUSUF ALEYHİSSELAM’IN MUCİZELERİ Yusuf aleyhisselamın üç çeşit mucizesi vardı 1. Aleyhisselam’ın konuşması çok şirin olduğu için. Bir çokları onun konuşmasına hayran kalıyor. Mucize olarak iman ediyordu. BU MUCİZE MAKAMINDA RESÜLÜ EKREM MUCİZELERİ Habeşistandan 70 kişi gelmiş Efendimiz Sallallahü Aleyhi vesselem’in konuşmasını dinlemiş ve “Ömrümüzde biz bunun gibi tatlı ve fesih konuşan birisini görmedik. Bize bu, mucize olarak kâfidir. Başka bir mucizeye hacet yoktur.” Diye hep birden iman ettiler. 2. Yusuf aleyhisselamın duası bereketiyle ağaçların yapraklarından güzel kumaş olmuştu. Yusuf huzuruna eşraftan biri gelmiş ve “şu ağacın yaprakları birleşip kumaş olursa sana iman ederim” da dua buyurunca yapraklar birleşerek çok kıymetli bir kumaş meydana gelmişti. BU MUCİZE MAKAMINDA EFENDİMİZ MUCİZELERİ Bir bayram günü muhtereme kızı üzüntülü olarak yanına geldi. Kızına “Kızcağızım bugün sevinç ve ferahlanma günüdür. Niçin böyle üzüntülüsün?” diye sordu bayram Hasan’la Hüseyin’e bir şey yapamadık. Komşu çocuklarına bakıp üzülüyorlar.” Diye cevap verdi. Resülü Ekrem yanında bulunan deri parçalarını toplayıp mübarek elini sürünce hepsi nakışlı ve süslü birer kumaş kitaplarında buna İnkıb-ı a’van bi mu’cizafihi diye isim verilmiştir. Peygamberlerden başkaları mucize meydana diyenler durumu izah edemezler. Keramet sahibi insanlar o yolun gözleri açıktır. İnsanlardan fazla bir şey söylemezler. Menfaat içinde değildirler. Dünya malına önem vermezler. Aleyhisselam’ın duası berakatıyla Züleyha validemiz gençleşmişti. Şöyle ki Yusuf Aleyhisselam hâkimlik görevi ile Mısır’a girdiği zaman O’nu Züleyha karşılamıştı. O insanlara şöyle diyordu“İbret alınız! Cenab-ı Hakkın emrini tutmakta yasaklarından kaçınmakta sebat uğurda her belaya ve Allahü Tealadan köleyi hâkim yapıyor. Heva ve hevesine uymak ise bir hâkimi köle yapıyor. Cenab-ı Hak Teâla Hazretlerini noksan sıfatlarından tenzih ederim. İtaat ettiği için köleyi sultan yaptı. Masiyet işlediği için sultanı da köle yaptı.” bu konuşmayı duyunca çok üzüldü.”Bu koca karı kimdir?” diye sordu. Züleyha olduğu söylenince kendini tutamayıp ağladı. Şaka ile “sen benden korkmuyor musun? Yaptığını hatırına getirmiyor musun?” Dedi. Züleyha “Güzel adam, intikam almağa kalkmadığı için korkmuyorum” dedi. Aleyhisselam”şimdi ne istiyorsun?” Dedi. Züleyha“Allah’ın emri ile beni almanızı istiyorum” Dedi. Yusuf Aleyhisselam kendi bindiği deveden inerek, Züleyha’yı bindirip onu evine kadar götürüverdi. İkramlarda bulundu. Eve geldiğinde iki rekât hacet namazı kıldı. Züleyha’nın gençliği ve sıhhati için Cenab-ı Hakka dua etti. O anda Cebrail Aleyhisselam gelerek “Rabbinin selamı var” dedi. Kulum Yusuf şu dua ile dua ederse duası kabul olunacaktır.”Dediğini vahi olarak bildirdi. O duayı Aleyhisselam o dua ile Cenab-ı Hakk’a dua edince Züleyha validemiz onsekiz yaşındaki bir kız de evvelkisinden bir kaç kat daha üstündü.. Yusuf Aleyhisselam Züleyha validemizle nikâhlanıp onsekiz sene bir arada yaşamışlardı. BU MUCİZE MAKAMINDA RESÜLÜ EKREM MUCİZELERİ Beni Huzeyme isimli kabilenin reisi gelip “Eğer bir mucize gösterirseniz iman ederim; dadedi ki bir amcamın kızı yüz yaşına varmış birbirimizi seviyorduk fakat evlenememiştik. Şimdi ise nikâhlandık fakat bunun bir faidesini dua et de gençleşelim” diye teklifte bulundu. Resülü Ekrem başını eğip düşünürken Cebrail Aleyhisselam geldi.“Habibim Yusuf’tan daha sevgili bir resülümdür. İki rekât namaz kılıp dua etsin” diye vahi getirdi. Resülü Ekrem Sallallahü aleyhi ve selem de öylece yapınca kabile imana geldiler. Resülü Ekrem Efendimiz’in duasının mutlak kabul buyurulacağından bu mucizenin akla uzak gelmemesini tavsiye ederim. 3. Hz. Yusuf yüzü güneş gibi nûrluydu. Hattâ bir kimse yüzüne bakmak istese, hemen gözlerini çevirmeye mecbur olurdu. Bu nûrun tesiriyle, yâni başkasına sirâyetiyle huzûruna getirilen âmânın hemen gözleri görmeye başlamıştı. BU MUCİZE MAKAMINDA RESÜLÜ EKREM MUCİZELERİ Resülü Ekrem gece validemizin odasına gelmiştir. İçerisini karanlık bulmuşlardır.“Bu karanlık nedendir?” buyurduklarında “kandilimizin yağı kalmadı ya Resülellah!” diye cevap vermişlerdi. O zaman Allah Teâla’nın mübarek Resülü dişlerini hafif aralayarak gülmüşler. O gece sabaha kadar evin içi aydınlık üzere kalmıştı. Bazı rivayete göre ise Resülü Ekrem Efendimizin dişlerinden dökülen ışıkta Hz. Aişe radıyallahü anha validemiz iğneye ipliğini geçirmişlerdir. Yusuf aleyhisselamın hayâtı, başından geçenler ve hikmetleri Kur’ân-ı kerîmde Ahsen-ül-Kasas kıssaların en güzeli diye medh edilen Yusuf sûresinde bildirilmiştir. Bu sûrede Yusuf aleyhisselamın başına gelenlerle, kavuştuğu ihsânlardan bahsedilir. Hasedin noksanlık ve Allahü teâlânın yardımından mahrum kalmaya, sabrın ise sıkıntı ve gamlardan kurtulmaya sebep olduğu; Yakub aleyhisselamın sabrettiği için maksâdına kavuştuğu; Yusuf aleyhisselamın sabrı ve doğruluğu anlatılmaktadır. Hem Doğu hem de Batı dünya edebiyatçılarının tarih boyunca çokça ele aldıkları ve evrensel bir tema olma özelliğine sahip olan "Yusuf ve Züleyha" hikâyesini Batılılar genellikle Tevrat, Doğulu İslâm toplumları da Kur'an kaynaklı anlatı ve bilgilere dayalı olarak işlemişlerdir. İslâm inancına göre Kur 'an 'dan önceki İlâhî kitaplann asılları kaybolduğu ya da bozulduğu, içlerine insan düşünceleri ve bilgileri karıştırıldığı için onlar geçerliliklerini kaybetmiştir. Onun için Müslüman edebiyatçılar bu konuyu işlerken Kur'an'da anlatılan bilgileri esas alırlar. Ancak buna rağmen kimi Müslüman edebiyatçılar Tevrat'tan da bazı motifleri alıp eserlerinde kullanmışlardır. Bir kısım sanatçılar, ana kurgusuna bağlı kalarak hikâyeyi yeniden üretmiş, kimi de bundan aldığı ilhamla kendi öznel duygu, düşünce ve yaşantılarının karşılığını bu kıssaya ait motiflerde ve tiplerde bulmuş ve bunlan kimi zaman bir istiare kimi zaman da çağrışım imkânı olarak görmüştür. Hikâye ilk olarak bazı unsurlarıyla yüzyılda eski bir Mısır hikâyesinde yer almıştır. Ayrıca Tevrat'ın ilk kitabı "Tekvin - bab 0-50"de de geniş biçimde yer almıştır. İncil'de ise "Resullerin İşleri, bab 7"de kısaca yer almıştır. İslâm toplumları da Kur'an'daki şeklini esas alarak hem pek çok tefsirlere hem de özellikle mesnevî nazım şeklinde edebiyatlarına konu edinegelmişlerdir. Aşağı yukarı onuncu yüzyıldan bu yana İslâm medeniyeti içinde etkin bir şekilde rol alan Türkler de edebiyatlarında bu kıssayı asıl olarak Kur'an'a gönderme yaparak ve daha çok nazma dökerek üretmişlerdir. Ölmeden önce"Ya Rabbî! Sen bana iktidar ve hâkimiyet verdin. Kutsal metinleri ve rüyaları yorumlama ilmini öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da âhirette de mevlam, yardımcım sensin. Sana tam itaat içinde bir kul olarak canımı al ve beni hayırlı ve dürüst insanlar arasına dahil eyle!..” Yusuf Suresi,101 Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinde bu ayet şöyle tefsir ediliyor "101. Ey Rabbim! Sen bana mülkten bir parça nasip verdin. Ehadîsin meâlini bilmek ilminden de bana bir hisse ilim öğrettin. Böylece en büyük dünya nimetinin ve devletinin ne olduğunu tattırdın ve ben bütün bu olup bitenlerin sonunun nereye varacağını anladım. Yani anladım ki, bütün dünya hayatı ve olayları, tevil ve tabiri sonunda gerçekleşecek olan bir rüya gibidir. Ve bana öğrettiğin ilimden hisseme düşen kadarıyla anladığım şudur ki; o rüyanın da tabir ve tevili, yani yorumu açıkça belli olduğundan dolayı, bunun ilerisinde bir ahiret hayatı mutlaka gelecektir. İşte bunun kesin olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan Rabbim! Sen dünyada ve ahirette benim velimsim. Benim malikim, veliyyi nimetim ve efendimsin. Beni bir Müslüman olarak vefat ettir, yani Müslüman olarak canımı al; başka bir dinde, başka inançta olmaktan beni koru ve ruhumu Müslüman olarak kabzet, ve salihler arasına kat, salih kulların, işe yarar ve iyilik sever kulların arasına koy. Ahirette atalarım gibi, salihler zümresi içinde haşreyle, zira nimet ancak o zaman tamamlanmış olacaktır." "Deniliyor ki, Yusuf böyle dua ettiği vakit Allah Teâlâ, ruhunu tayyib ve tahir olarak kabzeylemişti. Bunun üzerine Mısır ahalisi arasında nereye defnolunacağı hususunda anlaşmazlık çıkmış, birbirleriyle kavga edecek hale gelmişler. Nihayet mermerden bir tabut yapıp, onun içine koymuşlar ve Nil nehrinin mecrasına defnetmeye karar vermişler ki, Nil Nehri'nin suları, onun üzerinden geçerek Mısır'a vardığında hepsi onun uğrundan teberrük edebilme konusunda eşit olacaklardı. Daha sonra Mısır'da hanedan değişikliği olmuş, iktidar Amalika'dan çıkmış, Firavunlar'a geçmişti. İsrailoğulları da Hz. Musa as'ın peygamber olarak gönderilmesine kadar Firavunlar'ın elinde esir kalmış idi." "Peygamber Efendimiz Mirac Gecesi'nde Âdem Aleyhisselâm'la dünya seması denilen birinci gökte, Yusuf'la ise ikinci semada karşılaşmıştı. Bunu Miraç hadisinde haber vermişti. İşte Yusuf başı mihnet ve ibtila, sonu da yokluk ve zeval olan bu dünya mülkünün, bu dünya geçidinin hakikatını ve akıbetini bildiği için, daha ileri gidip, elinde kuvvet varken Mısır'a hükümdar olmak sevdasını beslememiş, aksine dünyadan el etek çekmek ve ebedî hayata can atmak istemiş de böyle bir dua ile vefatını dilemiştir. Ve öyle bir sonla ahirete gitmiştir ki, ne güzel dua, ne güzel akıbettir." "Ve işte takva sahiplerinin örnek alacakları hayat ve can atacakları gaye budur Bu dünya hazineleri değil, bu güzel sonuçtur." DUALARI “Rabbis-sicnü ehabbü ileyye mimmâ yed‟ûnenî ileyhi ve illâ tasrif „annî keydehünne asbü ileyhinne ve ekümminel-câhilîn.” “Ey Rabbim! Zindan bana bunların davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer Sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, ben onların sevdasına düşer, cahillerden olurum.” Yûsuf Suresi, 33 Hapisten kurtulup Mısır‟a Hazine bakanı olunca şu duayı yapmıştır “Rabbi kad âteytenî minel-mülki ve „allemtenî min te‟vîlil-ehâdîsi fâtıras-semâvâti velardı ente veliyyî fiddünyâ vel-âhıreti teveffenî müslimevve elhıknî bissâlihîn.” “Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni sâlih kulların arasına kat!” Yûsuf Suresi, 101
Hz. Yusuf Sözleri"Züleyha gibi bekleyenin, Yusuf gibi yâri olur…"- Hz. YusufBakışların sonsuz kuyu misali, sen baktıkça ben içine düşüyorum Yusuf misali…"Beklemek Züleyha’ya yakışır, gelmek ise Yusuf olabilene…"- Hz. YusufAllah’ım kendimi sana emanet ediyorum. senden başka kimsem yok."Yeter ki yüreğinden gelsin sesler çünkü Allah her duayı dinler."- Hz. YusufBaktı Züleyha aşktan öte aşk var, Allah’tan başka bulunmaz yar. Artık Züleyha’ya gelir dünya dar…"Züleyha'ya dediler Ay çıktı. Züleyha cevap verdi Yusuf mu baktı?"- Hz. YusufEy iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir."Ey güneş gibi gökyüzünün nuru olan güzel Yusuf! Ona baktıkça kendi güzel yüzünü görürsün ve kendinden bulunan güzelliği görerek hayran olasın. Ey gözümün nuru."- Hz. YusufYusuf suret, ben suretten içre aslolanın sevdasındayım."Kuyu dibinde kaldın diye kırılma, belki oradan bile kapı açılır."- Hz. YusufYusuf olmak için Yusuf gibi yürek gerek, gönül gerek, iman gerek. Züleyha değilsen eğer peşine düşmeyeceksin Yusufların."Yusuf ayna, ben aynaya yansıyan ışığın tayfındayım."- Hz. YusufÖlümden Aşırı Korkan Birinin Ya Sığınacak Bir Rabbi Yoktur, Ya da Bu Dünyaya Aşırı Bağlılığı Vardır."Ölümden Aşırı Korkan Birinin Ya Sığınacak Bir Rabbi Yoktur, Ya da Bu Dünyaya Aşırı Bağlılığı Vardır."- Hz. YusufÖzlü Hz. Yusuf SözleriYa Rabbim, yağdırdığın kar taneleri adedince, Peygamberimize salatı selam olsun,sen bize merhamet et çünkü Sen, merhametlilerin, en merhametlisi, çok olduğu, Yusuf’ların az olduğu bir zaman. Rabbim iffetini ahlakını imanını kurtaranlar dan eyle ben seçmedim, Rabbim ikram etti… Elhamdülillah.. İyiyim desem yalan olur, kötüyüm desem inancıma dokunur. En iyisi şükre vurayım dilimi. Duam belli, duyan belli … Gerisi Takdir-i yalnızca Allah’ın emrindedir..sen kalbini Yusuf gibi temiz tut ki, Züleyhalar zaten senin gönlünde yer görmediğini gönlüm neylesin. Rabbim herkese gönlünden geçeni nasip Sen bana mülkten bir pay ve onu yönetme imkanını verdin, sözlerin yorumundan bir bilgi öğrettin Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat”Hz. Yusuf ile Züleyha SözleriBazı aşklar vardır ki bir ömür boyu bekletir; her gün tevbe ettirir, hidayete erdirir. Züleyha'nın Yusuf'a duyduğu aşkta onu her geçen gün Allah'a yaklaştırdı. En sonunda anladı ki aşk Yusuf'a değil, Yusuf'u yaratandır. İşte, aşk dolu Yusuf ile Züleyha sözleri;Senin adın Yusuf, ne de ben Züleyha'yım.. Sanma ki ellerimden yırtılacak gömleğin.. Lakin bir gün Züleyha olup gelirsem sana,Yusuf gibi karşıla,asil,iffetli, gözleri bir büyülü siyah korku. Kimin gözleri değse Züleyha'nın gözlerine, Züleyha'da bir şeyini gecede halden hale girerken Züleyha'nın kalbi, Züleyha en çok da sabrın kimden olduğunu bilmeden ve sabrının iç yüzüne erişemeden Yusuf’u bulamayacak, kavuşamayacak bu kalp ama yine de pes etmeyecek ömûr boyu olmak kolay, Züleyha gibisini bulmakta kolay, söyleyin ne olur nerde YUSUF'u YUSUF gibisini saklayan kuytular, kuyular?Bundan böyle sözcük dağarcığım Yusufun dilinden dökülen kadardır...Sadece sözcükler değil, hayat sözcükler kadarsa varlığımda Yusuf kadardır...Zira sevilmekle imtihan olan bir masumdur Yusuf. Yakup sever, kuyuya düşer. Züleyha sever, zindana..Tahammülünün anlamını çözemeden tahammül etti. O kadar ki ne sabrına sahip çıktı, ne tahammülünden hoşnut kaderin Züleyha'yı köle etmek için önce Yusuf'u pazarlara düşürdüğünü tahmin edebilirdi ki? Suçlu, suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür. Yusuf’un gözleridir gece, Züleyha’ya. Yusuf’un sözleridir gece, Züleyha’ya. Züleyha bir ince sızıdır ki, aynı gecelerde, yazgısı düşer ay yüzlü Yusuf’a. Yolu uzun, çok uzun Züleyha'nın. Aşk verilmiş ona, aşkı bilmiyor. Sabır verilmiş, sabra sahip Yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı, Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok ve Züleyha'nın lügatinde Yûsuf'tan öte sözcük Ey Mısırın Sultanı! Peki ya ben kimim? Neden kuyu? Benim Mısır’ım neresi? Kader garip bir bilmece midir ey Yusuf? Ne zaman çözülür bu bilmece? Gecede neler gizlemiş sahip? Neden uykusuz geceler? Neden tatsız hayat? Neden içtiğim suyun tadı yok? Yoksa yoksa bu kuyunun suyu mu?Hz. Yusuf Hakkında Kısa BilgiHz. Yusuf, Hz. Yakup’un on iki oğlundan en küçüğü olan Bünyamin’in bir büyüğüdür. İsrail oğullarını meydana getiren on iki boydan birinin başıdır. Büyük babası İsha, büyük büyük babası İbrahim’dir. Hz. Yakup’un en sevdiği tarafından Hz. Yusuf’a güzel bir kaftan hediye edilmesi, bu durumu kıskanan ağabeyleri tarafından önce kuyuya atılmış, sonrasında ise Mısırlılara köle olarak satılmıştır. Musevi ve İslam kaynaklarında Hz. Yusuf’tan aynı şekilde bahsedilmiş, Hıristiyanlık’taki Yosef adlı kişi de Musevilikte aynıdır. Kur’an’da Yusuf Suresi’nde Hz. Yusuf’un yaşam hikâyesi detaylı bir şekilde anlatılır. Peygamberlerimizden biri olan Hz. Yusuf bilgeliği, rüya yorumlaması ve güzelliği ile herkesi büyük olaylar geçen Hz. Yusuf, Mısırlılara köle olarak satılmasının ardında Hz. Yusuf Mısır’da köle pazarında Mısır Firavun’unun görevlisi olan muhafız birliği komutanı Potifara satılır. Potifar’ın eşi olan Züleyha gün geçtikçe güzelleşen genç Yusuf’a göz koyar. Yusuf ile Züleyha arasında geçenler Kur’an’da geçer. Kendisine bunca yıl efendilik yapan Potifar’a karşı böyle bir kötülüğü yapmayacağını söyler, bunun üzerine Hz. Yusuf iftira atılarak zindana atılır. Hz. Yusuf’un ömrünün 7 yılı suç işlemediği bir günahı çekmekle geçer. Aslında bu onun için bir ceza değil, çevresindeki insanların kötülüklerinden, bakışlarından korunmak için sığındığı bir sığınaktı. Güzelliğiyle dillere destan olan Hz. Yusuf’un rüyaları yorumlama, anlam verme özelliğine de sahipti. Bu özelliği sayesinde kısa bir süre içinde herkesin ilgisini çekecek, bilgeliği sayesinde herkes tarafından takip edilecektir. On kentin büyük kahini Potifera’nın kızı Astenat ile evlenir. Mısır'ın hükümdarı olan Hz. Yusuf kendisine büyük aşk besleyen Züleyha'yı yaptıklarından dolayı Allah'ın affına bırakır, Allah'ın izni ile onunla dünya evine girer. Mısır'da Hz. Yusuf'un aldığı önlemlerden ötürü bir zorluk yaşanmayacaktır. Çevredeki kentler Mısır'a erzak almak için yola düşerler; yıllar önce Hz. Yusuf'u kuyuya atan on kardeşi de bu yardımdan faydalanmak için Mısır'a gelir. Yıllar sonra kardeşleri ve Hz. Yusuf karşılaşır; sonrasında ise Hz. Yakup Mısır'a getirilir. Ağlamaktan gözlerinin feri sönen Hz. Yakup yıllar sonra sevgili oğlu Yusuf'a yaşında geldiğinde ise Mısır’da vefat Yusuf’un Duası“Rabbim, Sen bana mülkten bir pay ve onu yönetme imkanını verdin, sözlerin yorumundan bir bilgi öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.” Yusuf Suresi, 101
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kerbela şehitlerimizi bize hak ve hakikat uğrunda canını hiçe sayarak mücadele etmek ahlakını miras bıraktıkları için minnet, rahmet ve dualarla yad ediyoruz." Erdoğan, Hüseyin Gazi Cemevi'nde katıldığı muharrem ayı iftarında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, manevi önderlerden merhum Alvarlı Muhammet Lütfi Efendi'nin Kerbela şehitlerini yad ettiği dizeleri dizelerin milletin ehlibeyte, Kerbela'ya, Hz. Hüseyin'in şehadetine bakışını yansıttığını ifade eden Erdoğan, "Hepsinden öte bizim imanımızın ve inancımızın merkezinde Allah'a ve Resulüne kayıtsız şartsız bağlılık yanında Resulullahın ehlibeytiyle ona dost ve ümmet olan herkesi sevmek de vardır. Ehlibeyti sevmek bize Kur'an-ı Kerim ayetleriyle ve sahih hadisi şeriflerle de sabitlenmiş bir vecibedir." diye gelen muhaddislerden Tirmizi'nin, Hz. Peygamberin, "Allah'ı sizi rızıklandırdığı için sevin, beni Allah'ı sevdiğiniz için sevin, ehlibeytimi de beni sevdiğiniz için sevin." buyurduğunu belirttiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti "Müslim'de nakledildiğine göre Hz. Peygamber vefatına yakın bir zamanda şöyle buyurmuştur, 'Ey insanlar dikkat ediniz ben bir beşerim, Rabb'imin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah'ın kitabıdır. Onda nur ve hidayet vardır. Allah'ın kitabına sımsıkı sarılın onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin, hükümlerini de anlayın. İkinci emanet, ehlibeytimdir. Ehlibeytim hakkında Allah'tan korkmanızı hatırlatırım.' ve devamında Peygamber efendimizin bu buyruğu maalesef Kerbela'da çiğnenmiş, yüreklerimize kıyamete kadar dinmeyecek bir acı bırakmıştır. Evet, Kerbela hadisesinin 1342. yıl dönümü vesilesiyle şehitlerin şahı Hz. Hüseyin efendimizi ve dostlarını matemle anıyoruz. Kerbela şehitlerimizi bize hak ve hakikat uğrunda canını hiçe sayarak mücadele etmek ahlakını miras bıraktıkları için minnet, rahmet ve dualarla yad ediyoruz."İslam dünyasında derin kırılmalara sebep olan bu olayın hicri 61, miladi 680 yılında vuku bulduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü "İnsanlık tarihinin en büyük ve zorlu mücadelesini veren Hz Hüseyin ve dostları, istisnasız herkese hak ve adalet mücadelesi yolunda bir numune-i imtisaldır. Bu olaydan yaklaşık 100 yıl sonra İslam'la şereflenen milletimiz ise Kerbela hadisesiyle ilgili kendisine has bir duruş geliştirerek ehlibeyt sevgisini en üst düzeyde devam ettirmiştir. Bu duruşun temel sebebi inancımıza olan sıkı bağımız ile Hz. Peygamberin ve ehlibeytinin hukukuna olan derin hürmetimizdir. Milletimizin Kerbela'ya bakışını belirleyen bir diğer sebep de mazlumun ve haklının yanında olma vasfımızdır."Mehmet Akif Ersoy'un "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem" dizelerindeki düsturun Türk milletinin bin yılı aşan Müslümanlık tarihinin temel prensiplerinden olduğunu belirten Erdoğan, "Kerbela hadisesiyle ilgili milli duruşumuzun bir başka veçhesi de Hz. Hüseyin'e ve dostlarına tevella, bu felakete hırsıyla sebep ve alet olanlara ise teberra etmektir. Bunlar da işin iki önemli cephesi. Nitekim bizim tarihimizde Kerbela'ya sebep ve alet olan zalimler nefretle hatırlanırken isimleri telaffuz dahi edilmez. Kerbela hadisesini böyle bir tevhidi duruşla değerlendirmek bizim için ayrışma değil tam tersine birlik ve beraberlik vesilesidir." değerlendirmesinde devlet tarihinde ehlibeyt sevgisinin sadece matemlerde, yaslarda, muharrem günlerindeki gelenek ve adetlerde değil geçmişten bugüne pek çok örnekte açıkça görüldüğünü Erdoğan, Yusuf Has Hacip tarafından yazılan ve dönemin idarecilerine nasihatler de içeren ilk Türkçe İslami eserlerden biri olan Kutadgu Bilig'de "Hizmetkarlardan başka ve beyin adamları dışında münasebette bulunacağın kimselerden bazıları Peygamberin neslidir. Bunlara hürmet edersen devlet ve saadete kavuşursun. Bunları pek çok ve gönülden sev, iyi bak ve yardımda bulun. Bunlar ehlibeyttir, peygamberin uğurudur. Ey kardeş sen de onları sevgili peygamber hakkı için sev." denildiğini anlattı. Erdoğan, şunları kaydetti "Evet biz ehlibeyti Allah için, peygamber hakkı için seviyor, ona olan hürmetimizle sahip çıkıyoruz. Selçuklu Sultanı Melikşah da meşhur veziri Nizamülmülk ile Atebatı Aliye'yi ziyaret etmiştir. Hz. Ali ve Hz. Hüseyin başta olmak üzere ehlibeyt büyüklerini, türbelerini onartan Selçuklu yöneticileri, bu mekanların civarlarını da mamur hale getirmeyi sağlamışlardır. Selçuklulardan sonra Atebatı Aliye'nin bulunduğu topraklara hakim olan Osmanlılar, Necef'de ve Kerbela'da yaptıkları çalışmalarla ehlibeyte olan hürmetlerinin gereklerini hep yerine getirmişlerdir. İşte bu anlayışla yad ediyoruz, yad etmeye devam edeceğiz. Rabb'im birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin.""En muhtaç olduğumuz birlik anında..."İftar sonrasında gazetecilere konuşan Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, Türkiye'nin hemen her yerinden katılım olduğunu, 16 Alevi dedesi ile beraber yaklaşık 90 kişinin iftara katıldığını iftarda mersiyeler okunduğunu, lokma duası edildiğini ve lokmaların tüketildiğini herhangi bir talepte bulunmadıklarını ifade eden Ayyıldız, dergaha girmeden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'a cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yönündeki beklentilerini dile getirdiklerini Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Hüseyin Gazi Türbesine gelen Alevilerin tepedeki mağarayı da ziyaret etmek istediğini ancak askeri bölge olması nedeniyle buraya ziyarette bulunamadıklarını söylediklerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'a bu konuyla ilgili talimat verdiğini kaydetti. Mehmet Ali Ayyıldız, "Yakın zamanda inşallah Hüseyin Gazi mağarasını da hem Ankaralılara hem Türkiye'deki tüm Alevi yurttaşlarımıza açacağız." Rıza Solak ise iftarın çok güzel geçtiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birlik ve beraberlik üzerine çok güzel bir konuşma yaptığını ifade "Şu günlerde en muhtaç olduğumuz birlik anında Sayın Cumhurbaşkanı'mız, bize cemevinde yemek verdiği için Allah bin kere razı olsun kendisinden." diye davetinde bulunan aileye ziyaretÖte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemevinden ayrılmasının ardından Mamak'ta kendisini çaya davet eden bir aileyi ziyaret Çaşmaz'ın evine konuk olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada çay içti, ev sakinleriyle sohbet ayrıca sokakta kendisini bekleyen ve sevgi gösterisinde bulunan vatandaşları selamladı. Recep Tayyip Erdoğan DOST Partisi Güncel Haberler
hz yusuf ile ilgili hadisler