Heracı olayla ilgili ağıtlar yakıldığını, türküler ve uzun havalar söylendiğini anımsatan Yavuz Bayar, "15 Temmuz ile ilgili birçok eser ortaya çıktı ama 15 Temmuz şehitlerine ithafen, onları unutmamak, vesile olabileceksem unutturmamak adına böyle bir girişimimiz oldu. 3 gün içerisinde parçanın klibi çekildi." YücelÇAKMAK’ın “TÜRKÜLERİMİZ ÖYKÜLERİMİZ – Elazığ ve Harput Türkülerinin Öyküleri” adlı kitabından alınmıştır. Harput Türküsü Küçük yaşta başlayan bir sevda hikâyesi Harput’ta yaşanan bu sevda hikâyesinde, gurbet teması işlenmektedir. Küçük yaşta komşu kızı Hasibe’ye âşık olan Mehmet, sevdiğiyle evlenmek için gurbete çalışmaya gider. Okanlı, ağrı - acılı günlerin şahidi olmuş bir derviş - şair ömründe ilk defa bunca büyük köpekler gördüğünden çok şaşıracak ve böyle diyecekti: ”dünya hebeşin saçları gibi karışmıştı”. Büyük hakan zaferlerinden mest olmuştu. Artık başkent de dağıtılmış, artık Harezm bir devlet gibi yokolmuştu. Bugünde Erzurum yöresine ait olan “Kırmızı gül demet demet” isimli duygu dolu türkünün hikâyesini bildiğim kadarıyla yazayım dedim. Annesinin tek oğlu Mehmet, Erzurum yöresinde yetiştirdikleri ürünleri, bugünkü Ermenistan’ın başkenti, o dönemler önemli ticaret merkezi olan Revan’a (Erivan) kervan ile götürüp 3Kasım 2011. 11. Kültürümüzün bir parçası olan türkülerimiz her ilde farklı söylemle hayat bulmuş ve kültürümüzün bir paçası olmuştur. Aşağıdaki linklerden tüm illerin ayrı ayrı türkü örneklerini indirebilirsiniz. 01 – Adana 8yygAAi. EREN ÖZTÜRK Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur. Bu tayı doğuran kısrak, Fırat kıyısında otlarken, ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış, tay ondan olmuştur. Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbuldür, iyi cins at tayı sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik bir gösterişi yoktur. Hatta çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf’un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona verir, yanından kovar. Kör Yusuf köyüne döner. Olanı biteni oğluna anlatır. Bolu Beyi’nden öç alacağını HIZIR’I GÖRDÜ Baba oğul, başlarlar tayı terbiye etmeye. Yıllar geçer tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur. Rüzgâr gibi koşmakta, ceylan gibi sıçramakta, türlü türlü savaş oyunu bilmektedir. Bu arada Kör Yusuf’un oğlu Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur. O da her türlü şövalyelik oyunlarını öğrenmiş bir baba gece Yusuf, düşünde Hızır’ı görür. Hızır ona yapacağı işi söyler. Hızır’ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar. Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler. Bu üç sihirli köpükle Yusuf’un hem gözleri açılacak, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde bilen oğlu Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer. Yusuf, durumu öğrenince üzülür, ama bir yandan da sevinir. Kendi yerine oğlu öcünü alacak bir bahadır olacaktır. Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü, biri yiğitlik, öteki de şairlik bağışlamıştır. Bir süre sonra Yusuf, oğluna öç almasını vasiyet ederek köroğlu olmuşturKörün oğlu Ruşen Ali dağa çıkar. Gelen geçeni soyar. Ünü yayılmaya başlar. Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlarlar. Artık Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel’de bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel’den geçen kervanlardan baç alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna gün, güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı’sının oğlu Ayvaz’ı kaçırır, Çamlıbel’e getirir, evlat edinir. Başka bir gün, Bolu Beyi’nin bacısı Döne Hanım’ı kaçırır, evlenirler. Aradan yıllar geçer. Bolu’yu basar, yakar, yıkar. Bolu Beyi’nden babasının öcünü alır. Bolu beyi de Köroğlu’na karşı düzenler kurar. Bir defasında Köroğlu’nu başka bir seferde Ayvaz’ı yakalatır. Zindana atar. Ama, Köroğlu ve adamları her zaman hile ve cenkle ara sıra Gürcistan, Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar. Yeni yeni serüvenlere atılır, büyük vurgunlar yapar. Bu arada küçük, fakat heyecanlı birçok olay da geçer. Sonunda delikli demir tüfek ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulur, dünyanın tadı kalmaz. Ve bir gün Köroğlu, beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır, kaybolur. Daha önceden Kır At da sır olmuştur. O Kır At ki, nice yıllar, olağanüstü bir güçle Köroğlu’na hizmet bir söylentiye göre ise, bir Yahudi bezirgânın getirdiği tüfekle oynayan beyler, birbirlerini öldürürler. Köroğlu, buna üzülerek kayıplara karışır. Yine bir başka söylentiye göre de, Köroğlu dağda rastladığı çobanda tüfeği görür. Sorar, ne olduğunu. Aldığı karşılığa inanmaz, denemek için kendine çevirir, tetiğe dokunur. Ve yaralanarak ölür. Son beyleri de bir çınar gibi devrilen Köroğlu’nun hikâyesi sona selam olsun Bolu Beyi’neÇıkıp şu dağlara yaslanmalıdırAt kişnemesinden gargı sesindenDağlar seda verip seslenmelidirDüşman geldi tabur tabur dizildiAlnımıza kara yazı yazıldıTüfek icat oldu mertlik bozulduEğri kılıç kında paslanmalıdırKöroğlu döner mi kendi şanındanÇoğunu çoğunu er meydanındanKırat köpüğünden düşman kanındanÇevre dolup şalvar ıslanmalıdır Bitti KIRŞEHİR haberleri ilk sayfaArama Sonuçları POLİTİKAMHP milletvekili listesi2517 Gün 13 Saat 2 dk. önce yayınlandı POLİTİKAHüseyin Aygün'ü tehdit ettiği iddia edilen asker Namık Dursun aday oldu2680 Gün 12 Saat 15 dk. önce yayınlandı POLİTİKAAk Parti'nin milletvekili adayları tam liste2681 Gün 5 Saat 32 dk. önce yayınlandı POLİTİKACHP milletvekili adayları tam liste2681 Gün 6 Saat 26 dk. önce yayınlandı POLİTİKAHDP milletvekili adayları tam liste2681 Gün 6 Saat 30 dk. önce yayınlandı ASAYİŞKırşehir'de aile kavgası Kocanın attığı yumruk polisin gözlüğünü kırdı2693 Gün 22 Saat 58 dk. önce yayınlandı 1 Türkülere baktığımız zaman genellikle aşk, özlem, ayrılık ve bunlara benzer konuların işlendiği görülmektedir. Bunun yanında bazı türkülerin önemli hikayelere sahip oldukları bilinmektedir. Bundan dolayı türkü dinleyen kişiler dinledikleri türkünün hikayesini de merak etmektedirler. Hikayesi Olan Türküler Hangileridir? Hikayesi olan birçok türkü olduğu bilinmektedir. Ancak bazı türkülerin daha fazla ilgi görmesi dikkat çekmektedir. İlgi çeken bu türkülerin çok farklı hikayeleri bulunmaktadır. Bu hikayeleri okuduğunuz zaman türkü daha anlamlı bir hale Tren GecikirÇanakkale TürküsüSarı GelinYüksek Yüksek Tepelere Ev KurmasınlarKısaca Hikayeleri Nelerdir? Hekimoğlu Hekimoğlu türküsü birçok kişi tarafından dinlenilen ve sevilen bir türküdür. Bu türkünün hikayesi ise oldukça ilgi çekicidir. Fatsa'da yaşamını sürdüren Hekimoğlu İbrahim genç bir delikanlıdır. Gürcü Sefer Ağa'nın yanında çalışan Hekimoğlu onun kızına aşık olur. Daha sonra birbirlerini severler ve aşk yaşamaya başlarlar. Ancak kızın nişanlısı bunu öğrenir ve aşıkların üzerine doğru harekete geçer. Bu çatışmada Hekimoğlu bir pusuya düşerek hayatını Tren Gecikir Birinci Dünya Savaşı yıllarında savaşa giden kişileri bekleyenler kara trenin gelmesini dört gözle beklerlerdi. Ancak her zaman iyi bir haber gelmezdi. Bu yüzden kara tren gecikir türküsü Türküsü Atalarımızın katılmış oldukları Çanakkale Savaşı'nda birçok kayıp yaşanmıştır. Bu büyük savaştaki kahramanlıkları anlatan Çanakkale Türküsü Kastamonu yöresine Gelin Sarı gelin türküsü en çok dinlenen türküler arasında yer almaktadır. Bu türkünün hikayesi ise Erzurumlu bir gençle Hristiyan olan Kıpçak Beyi'nin sarı saçlı kızı arasında geçmektedir. Kıza aşık olan Erzurumlu genç bu türküyü Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar Genellikle kına gecelerinde söylenen bu türkü Zeynep adlı bir kızın hikayesini anlatmaktadır. Zeynep, gelin olarak gittiği köyden uzun yıllar dönemez ve bu yüzden yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar türküsü yazılmıştır. Elazığ, genellikle tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Elazığ tarihin izlerini ve doğal güzellikleri taşıyan bir şehirdir. Elazığ zengin tarihinin yanı sıra yöresel türküleri ile de oldukça sevilen şehirlerimizdendir. İşte sizler için bir araya getirdiğimiz en sevilen Elazığ türküleri ve hikayeleri... Elazığ'ın En Sevilen Türküleri Hüseynik'ten Çıktım Şeher Yoluna Akif gece gündüz alemlerde gezen, uçarı, çapkın biridir. Bir sürü de sevdalısı vardır. Akif hiç beklenmedik bir anda Hüseynik'ten Şehre çıkarken yolda kalp krizi geçirir ve ölür. İşte tam bu sırada Saçlızade Hacı Vehbi Efendi bu güzel ve hazin şarkıyı güftesiyle ve bestesiyle meydana getirmiştir. Hüseynik'ten çıktım şeher yoluna Kol ağrısı tesir etti canıma Yaradanım merhamet et kuluna Al Yanaktan Al Yanaktan En sevilen Elazığ türkülerinde biridir. Türkü Kemal Yeniceli'ye aittir. Ah ağam al yanaktan güzelim al yanaktan Ah gül kokar güzelim al yanaktan Pencereden Bir Taş Geldi Mamoş Mamoş ismiyle bilinen türkü birçok ünlü sanatçı tarafından da seslendirilmiştir. Fikret Memişoğlu'na ait olan bu eser, Bekir Hoca'nın genç ve güzel karısıyla yasak aşk yaşayan Mamoş'un hikayesini anlatmaktadır. Soylu ve yakışıklı bir genç olan Mamoş, Bekir Hoca'nın karısıyla gizli gizli aşk yaşamaktadır. Etraftakilerin ve Bekir Hoca'nın bunu farkettiğinden habersiz olan aşıklar, bir gün yine gizlice buluşurlar. Şüphelenen Bekir Hoca aşıkları basar ve Mamoş'u kalbinden karısını ağzından vurarak öldürür. Pencereden bir taş geldi Ben zannettim mamoş geldi Uyan mamoş uyan uyan Başımıza ne iş geldi Eyvah mamoş eyvah eyvah Tabib getir yarama bak Yara Benden Elazığ'ın sevilen türkülerinden olan Yara Benden, Sıtkı Demirci'ye aittir. Türkünün sözleri ise şöyledir Ah hele zalım yar Yara benden yara benden vay anam vay Ah hele Yalvarın yara benden vay anam vay Şu Fırat'ın Suyu Akar Serindir İzzet Altınmeşe'ye ait olan bu eser, Elazığ'ın en bilinen türküleri arasındadır. Birçok sanatçı tarafından da seslendirilen eserin sözleri ise şu şekildedir Şu Fırat'ın Suyu Akar Serindir Ölem Ölem Derdo Ölem Akar Serindir Yarimi Götürdü Anam Kanlı Zalimdir Ölem Ölem Kanlı Zalimdir Yoğurt Koydum Dolaba Mehmet Özbek'in derlediği Elazığ yöresinin güzel türküsü. Sevilen türkü, birçok ünlü sanatçı tarafından seslendirilmiştir. Yoğurt Koydum Dolaba Ellere Vay Bugün Başım Kalaba Ellere Vay Ellere Hanım Canım Ellere Vay Ardahan türküleri ve hikayeleri Büyük Kapının Gelini Garip Oğlan askere gider, bir adıyla askere, diğer bir adıyla da gurbete. Uzun yıllar gittiği yerde yani Ardahan şehrinde postacılık yapar. O dönem postacılara tatar adı verilirmiş. Giderken evde üç aylık hamile olan Allı Gelini bırakır gider. Aradan yıllar geçer. Hikayenin bu bölümünde Garip Oğlan'ın yirmi yıllık macerası anlatılır. Yirmi yıl sonra evine dönen Garip Oğlan, içinde ki şüpheyi yenemez. Der ki Ben yirmi yıldır gurbet denen viran yerde kalıyorum. Benim karım acaba beni aldatıyor mu? Ben evde yokken başkalarına kapıyı açıyor mu? Yani, gece her gelene kapısı açık mıdır? İşte bu tür düşüncelerle yolunu bitirirken kendi evine gecenin bir vakti gitmeyi düşünüyor. Tabi ki bir yabancı gibi kapıyı çalarak eve konuk olmak istiyor. Öyle de yapıyor. Gecenin bir vakti gidip kendi kapısını çalıyor. Daha sonra aşık hikayelerinde olduğu gibi Allı Gelin ile Garip Oğlan karşılıklı olarak söyleşiyorlar. Bu iki türkü bu söyleşiyi anlatıyor. Ana karnında bırakıp gittiği bebek oğlan imiş. Büyümüş ve yirmi yaşına girmiş. Koskoca bir delikanlı evlenecek çağa gelmiş Yiğit bir oğlan olmuş. Allı gelin büyük kapılı evin üstünde kuş bile uçurtmuyor. Bunu anlayınca evine giriyor ve mutlu son kendiliğinden geliyor. İşte bu iki türkü bu hikayenin son bölümünü oluşturan türkülerdir. İkisi de halay havasıdır. Çünkü, yirmi yıllık hasretlik bitince yeniden evlenip yeniden düğün kuruyorlar. Bu türküler günümüzde ikinci bahar sayılan düğünün türküleridir. Bu hikaye çok uzun bir hikayedir. Bu hikayenin diğer bölümlerinde geçen türküler de çok bozuk bir şekilde yörelere dağılmış yöre sanatçıları tarafından okunuyor. Bazı türküleri ise TRT arşivinde bulunmasına rağmen yine bozuk ve karmaşık veriliyor. Hiç bir türküde "Garip Oğlan" adı geçmiyor. Bu adın geçtiği türküler vardır. Bu türküler de bu hikayenin konumundan uzaktır. TÜRKÜNÜN SÖZLERİ Aldı Yolcu Aşağıdan aldır gelin Fenerini yandır gelin Koynunda ki ev sahibin N’olur onu kaldır gelin Aldı Gelin Aşağıdan aldırmışım Ben feneri yandırmışım koynumda yatan yiğidi Ak sütümden emzirmişim Aldı Yolcu Sabah olur bu seherde Gün açılır perde perde Oğlun evde sen evdesin Söyle bana yarin nerde Aldı Gelin Sabah olsun bu seherde Gün açılsın perde perde Benim yarim yirmi yıldır Gurbet denen viran yerde Aldı Yolcu Çift kanatlı kapı benim Taş duvarlı yapı benim Kondur beni allı gelin Senin yarin zatı benim Aldı Gelin Çift kanatlı kapı senin Taş duvarlı yapı senin Ben sesinden tanımıştım Allı gelin zatı senin ARDAHAN GÖLE TÜRKÜSÜ Kaynak Ferman Baba

ağrı yöresine ait türküler ve hikayeleri