Peygamber efendimiz (SAV) gözü haramdan korumak, namuslu ve şerefli bir hayat yaşamak için evliliğin en iyi yol olduğunu belirterek, eş seçiminde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bazı önemli tavsiyeler veriyor. Ebû Hüreyre’den rivayet edilenlere, Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor: “Kadın dört sebepten biri için Boya ustası seçerken dikkat edilmesi gerekenler. Yayınlanma tarihi: 12.02.2020. Bir ev sahibi olarak evini boyatmak mı istiyorsun? Boya ustası seçerken dikkat etmen gerekenleri arıyorsan doğru yerdesin! Arkadaş veya komşulardan tavsiye verilse de bu konuda bazı püf noktalara dikkat etmek gerek. UykuTulumu Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler https://maksatbilgi.com/uyku-tulumu-secerken-dikkat-edilmesi-gerekenler/ #kamp # Sadececinsellik için evlenmek isteği. Fiziksel yakınlık evlilik için yeterli değildir. Duygusal, sosyal, ruhsal , entelektüel ve eğlenceli yakınlığa ihtiyacımız vardır. Kendinizi “Onu seviyorum ama..” derken bulmak. Bunun nedenlerini sorgulayın ve eşinizle paylaşın. Trafikte sarı ışık kullanma geleneği zayıf olan Doğru Eş Seçiminde 3 Altın Kural. Eş seçimi hayatınızı bir ömür boyu etkileyecek önemli bir karardır. Özellikle şiddete eğilimli birini hayatınıza asla sokmayın. Karşınızdaki insanın sosyal hayattaki davranışları, aile içindeki göstereceği karakterin ip uçlarını veriyor. Psk.Dr. Mehmet Şakiroğlu bu ip BzmnbK. Eş seçiminde göz önünde bulundurulması gereken faktörler nelerdir?Bu kurama göre evlenecek çiftler yaş, eğitim, ekonomik durum, dini inanç, etnik köken, sosyal değerler açısından önemli ölçüde birbirlerine benzer ve yakın olmalıdır. Eş seçiminde evlenecek bireylerin birbirleriyle benzer özelliklere sahip olması evlilikteki başarı ve mutluluğu Peygamber eş seçiminde neye öncelik vermiştir?Bu hadis-i şeriften de anlaşılabileceği gibi, evlenmeyi düşünen kişilerin, eş adaylarını seçerken öncelikle dindarlığı ve ahlak güzelliğini esas almalarına vurgu için kriter ne olmalı?özetle,insanın evlenme kriteri veya kriterleri sistemi üzerine değil,birey üzerine kurulu bir arayış,paylaşım isteği halinde olmalı…. karşılıklı etkilenme. ten uyumu. sosyal statü uyuşması aile uyumu. beyinsiz önce nelere dikkat edilmeli?EVLENMEDEN ÖNCE “DİKKAT”Evliliğe ve yaşama bakış açısıİleride yapmak istediklerinizi destekleyici olup olmayacağıCinselliğe bakış açısıÇocuk sahibi olmaya ve çocuk yetiştirmeye bakışıKendi ailesiyle anne babasının birbirleriyle olan ve ekonomik seçimi ve eş seçiminde önemli olan faktörler nelerdir?Eş seçiminde benzerlik aranan en önemli değişkenler ise fiziksel görünüm, yaş, ırk, din, sosyal sınıf, kişilik ve değerler olarak sıralanmaktadır Benokraitis, 2014.Eş seçimi nedir?Evlilik kararı ve eş seçimi, insan hayatında meslek seçimi ile birlikte en önemli iki kararından biridir. Bu kararla birlikte yaşamı kiminle şekillendireceğiniz, kimden çocuk sahibi olup, kiminle çocuk yetiştireceğiniz belli olmaktadır. … Eş seçiminde ana faktör kişilerin birbirini çekici göre evliliğin şartları nelerdir?İslam'da erkekler aynı anda dört kadın ile evlenebilirler, cariyeler için sınır yoktur. İslami nikâhın şahitlerin huzurunda olması, icap ve kabul, erkeğin gayrimüslim olmaması, mehr, sözleşmenin ilanı ve kutlanması gibi şartları vardır. Nikâh için yaş sınırı konulmamıştır. Eş seçerken nelere dikkat edersiniz?” sorusuna verilen cevaplarda ilk sırayı "iyi huylu olması" cevabı aldı. Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 3 bin 266 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen çalışma ilginç sonuçlarıyla dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji bölümü ile İletişim Fakültesi tarafından gerçekleştirilen araştırma, gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin güncel tutumlarını ortaya koydu. Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 3 bin 266 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen çalışma ilginç sonuçlarıyla dikkat çekti. Gençlerin % evlilik kurumunu “Mutlu bir beraberlik” olarak tanımladı. Araştırmada “Evlilik niçin önemlidir?” şeklindeki soruya %89,2 oranında “Hayatı sevdiğimle paylaşmak için” yanıtı verildi. Katılımcılar “Eş seçerken nelere dikkat edersiniz?” sorusunda da %80,5 oranla “İyi huylu olması” yanıtını verdi. Tahsilli olması, iyi bir meslek ve iş sahibi olması ise daha az tercih edildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise araştırma sonuçlarının iyi okunması ve anlaşılması gerektiğini belirterek “Z kuşağının kayıp kuşak yani sıfır kuşağı olması istenmiyorsa karakter inşaa eden bir eğitim sistemine gidilmesi gerekiyor” uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal sorumluluğunda gerçekleştirilen araştırma, üniversite gençliğinin aile ve evlilik kurumuna bakışını ortaya koymayı hedefledi. “Türkiye Gençlik ve Aile Araştırması” Sonuçları, Covid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında çevrimiçi düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Basın toplantısına Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal katıldı. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı “Küresel boyutta olumsuz gelişmeler, Türk aile yapısı için de risk oluşturuyor” Günümüz toplumlarında toplumsal değişmenin etkisiyle aileye ve evliliğe yüklenilen anlamların farklılaştığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Son zamanlarda eşler arası yaşanan geçimsizlik, çatışma ve boşanma oranlarının yükselmesi gerek çiftler üzerinde gerekse evlenmemiş bireyler üzerinde aile ve evlilik kurumuna ilişkin farklı toplumsal, ekonomik ve psikolojik sonuçlar doğurmaktadır. Öte yandan evliliğin özellikle gençler arasında sorgulanmaya başlanması, yeni yaşam biçimlerinin doğmasına yol açmaktadır. Tek ebeveynli aileler, nikahsız birliktelikler, solo tekil yaşamlar aileye alternatif türler olarak ortaya çıkan yaşam biçimleri arasındadır. Bu bağlamda özellikle gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin güncel tutumlarının bilimsel alan araştırmalarıyla belirlenerek sonuçlarının kamuoyunun gündemine taşınması önem arz etmektedir. Bu araştırmayla gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin tutumlarının geniş bir çerçevede araştırıp analiz ederek, gerek sosyal bilimler literatürüne gerekse uygulayıcılara devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları katkı sağlanması amaçlanmıştır” dedi. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal “Kültürel değerler ve hayata bakış farklılaştı” Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ise yeni medya teknolojileri ile birlikte gelen ve dünya genelinde yaygın kullanım oranına kavuşan çevrimiçi etkileşimli ortamların iletişim biçimleri ve ilişkileri dönüştürdüğü bir çağda yaşadığımızı belirterek “Özellikle sosyal ağların sağladığı kolay iletişim ve topluluk oluşturma imkanının küresel boyutta olmasıyla, kültürel değerler ve hayata bakış açıları farklılaştı. Önceleri kuşaktan kuşağa değer aktarımı, yakın çevre ile sınırlıyken şimdilerde özellikle daha erken yaşta teknolojiyle tanışan gençler, dünyanın diğer bir ucundaki değeri benimseyip hayata geçirebiliyor. Böylece yaşanılan toplumda farklı yaş gruplarının farklı değerler sistemini hayata geçirmesiyle, iş yaşamı, sosyal yaşam, aile yaşamı ve evliliğe bakış açıları ve davranışları farklılık gösteriyor” dedi. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Dijitalleşme ile ortaya çıkan “kendi değerler sistemini oluşturma” anlayışı, birlik halinde bulunulan ortamlarda elbette iletişim farklılıklarından doğan anlaşmazlıkları beraberinde getirecektir. Farklı değerler sistemi doğrultusunda, evlilik kararı alsalar bile eşler arası iletişimsel farklılıklar aile birliğini etkileyecektir. Anne, baba, çocuk ilişkilerinin önemini bir kere daha gündeme getiren bu araştırmada anne ve babanın birlikte olup olmaması ve aralarındaki iletişime göre gençlerin evliliğe yükledikleri anlamın farklı olması ve aileye “güven” anlamını yüklemeleri, aile iletişimi ve güven ortamının çocuklar üzerindeki etkisini bir kere daha ortaya koymuştur” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Ailedeki sorunların tespiti ve çözümü için çalışıyoruz” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise toplumun temel taşı olan ailenin öneminin son yıllarda daha da anlaşıldığını belirterek üniversite olarak aile kurumundaki sorunların ortaya çıkarılması ve bu sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmayı hedeflediklerini kaydetti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Aileler Üniversitede Projesi ile güçlü toplum hedefleniyor” Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi ve uygulama ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ile Aileler Üniversitede Projesini hayata geçirdiklerini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Üsküdar Üniversitesi’nin sosyal inovasyon projesi olan bu proje ile bireyin bilinçlenmesini, dolayısıyla sağlıklı aile ve güçlü toplumu hedefliyoruz” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Sağlıklı ve mutlu bir aile için 5S + 1M kuralını öneriyoruz” Bugün sonuçları açıklanan araştırmanın gençlerin aile ve evlilik kurumuna bakışlarını ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çıkan sonuçlardan yola çıkarak aile içi iletişimin güçlendirilmesi, 5S +1M Güven Modeli ve toplumsal değerlerin öne çıkarılması gerektiğini kaydetti. Tarhan, “Sağlıklı ve mutlu bir aile için odağında manevi birikimler bulunan, sevgi, saygı, sadakat, samimiyet ve sabırı bir arada barındıran bir model öneriyoruz” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Z kuşağı, sıfır kuşağı olmasın” Ailenin bir sığınak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı çocuklar yetiştirmek için sağlıklı ve güven dolu bir aile ortamına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Z kuşağından sonra önlem alınmazsa kayıp bir sıfır kuşağının gelme tehlikesine dikkat çeken Tarhan, çocuklara bilgelik değerlerinin öğretilmesi gerektiğini söyledi. Kayıp bir nesil istenmiyorsa mutlaka önlem alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Türk gençliği arafta. Bu araştırma, gençlerin evlilik ve aileye bakışı konusunda alarm verdiğini söylemek mümkün. Eğer önlem alınmazsa 20 yıl sonra İngiltere ya da Hollanda olabiliriz” uyarısında bulundu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Karakter inşa eden bir eğitim sistemine gidilmeli” Küresel bağlamda kuralsız, gevşek disiplinli, bilinçsiz, sorumluluk almaktan kaçan, bir anomik nesilden bahseden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-6 yaş politakalarının doğru şekilde inşaa edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Tarhan, “Gençlerde de karakter inşaa eden bir eğitim sistemine gidilmesi gerekiyor. İnançlı ve bilge bir nesil yetişmesi lazım. Değerlerin öğretilmesi lazım. Bilgeliği eğitim olarak çocuklarımıza öğretmezsek teknolojiyle rekabet edemeyeceğiz. Çocuklara birlikte yaşama bilincini öğretmek gerekiyor. Bu bilinci öğetmezsek benmerkezci kendi çıkarına odaklı bir nesil gelme ihtimali var. O nedenle eğitim sistemimizin yeniden inşaası, ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve sosyal projeler yapılması gerekiyor” İfadelerini kullandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yerel değerleri korumanın önemine de işaret ederek “Yerel olmayan evrensel olamaz” dedi. 3 bin 266 öğrenci katıldı Çevrimiçi anketle gerçekleştirilen çalışmaya, Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde 2019-2020 Akademik Yılında öğrenim gören 18-35 yaş arasında 3 bin 266 ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi katıldı. %54,3’ü kadın 1770 kişi, %45,7’i erkek 1491 olan katılımcıların %74,1’i lisans, ,6’sı ön lisans, %7,9’u yüksek lisans ve %1,3’ü ise doktora öğrencisiydi. Katılımcılardan %64,3’ü devlet üniversitesi, %35,7’si ise vakıf üniversitesi öğrencisi oldu. Evlilik, mutlu bir beraberliktir “Evlilik sizce nedir?” sorusuna ülke genelinde; yarıdan fazla katılımcı %58,4 “Mutlu bir beraberlik” cevabını verdi. İkinci sırada ise ,5 ile “sorumluluk” yanıtı verildi. “Aşk ve tensel uyum” diyenler %9,8 oldu. Katılımcıların evlilikle ilgili farklı ifadeler kullandıkları dikkat çekti imtihan %2; esaret %1,3; mecburiyet %0,8; alışkanlık %0,7; “çocuk sahibi olmak” %2; “kurtuluş” %0,4. Yarısından çoğu aşk evliliği istiyor “Aşk evliliği mi, mantık evliliği mi tercih edersiniz?” şeklindeki soruya %64,3 oranında genç, aşk evliliği yanıtını verirken; mantık evliliği istediğini belirtenlerin oranı ,7 oldu. Hiç evlenmek istemediğini bildirenlerin oranı ise ,9 olarak belirlendi. Hem aşk hem mantığın bir arada olabileceğini belirten gençlerin oranı ise %7 oldu. Cinsiyete göre aşk evliliği/mantık evliliği karşılaştırıldığında, kadınların aşk evliliğine yönelik görüşlerinin baskın olduğu görüldü. Ayrıca hem aşk hem de mantık evliliğini tercih etmede kadınlar lehine önemli bir farkın olduğu ortaya çıktı. “Evlenmeyi düşünmüyorum” diyenlerin oranında artış gözleniyor “Evlenmeyi düşünmüyorum” diyen gençler, ,6 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinden çıktı. Bu soruya en az yanıt ise ,2 oranı ile Marmara bölgesinden geldi. Bu soruya tüm bölgelerden yüzde 10’un üzerinde yanıt verildi. Aşk evliliğini tercih edenler, yüksek oranda Ege %66,5 ve Marmara %66,5 bölgesinde iken; bu bölgeleri Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri takip etti. Bu bölgelerde oran yüzde 60’ın üzerinde oldu. Mantık evliliği oranları en yüksek Karadeniz %22,3 ve Güneydoğu Anadolu %22,1 bölgesinde görüldü. İdeal evlilik yaşı nedir? Öğrencilerin görüşlerinden hareketle erkekler için ideal evlenme yaşı olarak 27-28 civarında çıkarken, kadınlarda bu yaşın 25-26 bandında olduğu saptandı. Genellikle tercih edilen evlenme yaşında kadınların erkeklere göre daha küçük yaşta evlenmesi gerektiği belirlendi. Çalışmada katılanlara “En uzun ilişkisinin süresi” de soruldu. Gençlerin yarısı %50 6 ay ile 5 yıl arasında olduğunu belirtirken; “İlişkim olmadı” diyen gençlerin oranı oldu. İlişkisi olmadığını belirtenlerde en yüksek oran İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bulundu. . Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde bu oran yüzde 15 civarında oldu. “İlişkim olmadı” diyenlerin oranı en az olan bölge Marmara %9,9 ve Ege oldu. Büyük çoğunluk evlilik kararını tek başına alıyor Evlilikle ilgili karar aşamasında uygun durum sorulduğunda; ülke genelinde %67 oranında gençler “Kararı ben veririm, daha sonra ailemden onay alırım” dedi. oranında katılımcı ise “Kararı ben veririm, aileme danışmam” dedi. Bu durumda neredeyse %80 oranında genç kararı kendi vermek istediğini belirtti. “Kararı ailem verir, sonra benim onayımı alır” diyenlerin oranı ise % gibi oldukça düşük bir oranda kaldı. Aileyle görüş birliği yaparak evlilik kararı almayı bulan gençlerin oranı %20 oldu. Ailesinin karşı çıktığı biriyle evlenip evlenmeyecekleri sorulduğunda “Hayır evlenmem” diyenlerin oranı %65,2 oldu. Evlilik kararı alırken kadınların erkeklere göre ailesinin görüşlerine büyük önem verdiği görüldü. Erkekler bu noktada kadınlara göre kendi kararlarını verebileceğini ve başkasına danışma ihtiyacının olmadığı yönünde görüş belirtti. Ailenin kesin olarak karşı çıktığı biriyle evlenmek istenmesine yönelik öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, erkeklerin bu durumda ailesine karşı çıkıp evlenmeyi istediği, kadınların ise evlenmeyi istemediği ortaya çıktı. Bölgelere bakıldığında; Doğu Anadolu bölgesinde %82,2 oranında genç ailesine karşı gelmeyeceğini bildirirken bu oran Güneydoğu Anadolu’da ise %71,4 oldu. Ailem karşı çıksa da evlenirim diyenlerin en yüksek olduğu bölgeler ise %37,6 ile Akdeniz; %36,7 ile Marmara; %35,6 ile Ege; %33,3 ile İç Anadolu Bölgesi oldu. Evlilik aşkı nasıl etkiliyor? “Sizce evlilik aşkı nasıl etkiler?” diye sorulduğunda; %42,1 oranında “aşkı güçlendirir” yanıtı alınırken; %34,9 ile ikinci sırada ise “Tam olarak öldürmese de zaman aşımına uğratır” cevabı verildi. “Sadece evlilik değil uzun süreli ilişkiler de aşkı öldürür” diyenler ,2’dir. Böylece, %48 oranında aşkın zaman aşımına uğrayacağı veya öleceğinin düşünüldüğü ortaya çıktı. Ayrıca %2’lerde seyreden bir grup, aşkın evlilikle birlikte yerini sevgi ve saygıya bırakacağını belirtti. Nikaha ilişkin görüşler sorulduğunda hem resmi hem dini nikah olması gerektiğini belirten gençlerin oranı %76,8 oldu. oranında genç sadece resmi nikah olması gerektiğini, dini nikaha gerek olmadığını düşündüğünü ifade etti. Katılımcıların yarısı iki çocuk istiyor Evlendikten sonra kaç çocuk sahibi olmak istedikleri sorulduğunda; katılımcıların yarısı 2 çocuk %52 derken, %20,4’ü 3 çocuk, %6,7’si 4 çocuk istediğini belirtti. 5 çocuk isteyen %2 oranında genç bulunmuş, 1 çocuk yeterli diyenler ise ,8 oldu. “Çocuk istemiyorum” diyen gençlerin oranı ise %6,8 oldu. Evlendikten sonra istenilen çocuk sayıları incelendiğinde, erkeklerin kadınlara oranla daha fazla çocuk sahibi olmak istedikleri belirlendi. Tek çocuk olursa kız olsun “Sadece 1 çocuk olsa kız mı erkek mi isterdiniz?” şeklindeki soruya ise katılımcıların %33,1’i kız, %21,5’i erkek çocuk istediklerini belirtti. Fark etmez diyenlerin oranı %45,4 oldu. Sadece tek çocuğa sahip olunması durumunda cinsiyet tercihlerinde erkekler ile kadınlarda da benzer sonuçlar olduğu belirlenmiştir. Böyle bir durumda erkekler genellikle erkek çocuğuna sahip olmayı isterken kadınların ise kız çocuğuna sahip olmak istediği görüldü. Bölgeler açısından bakıldığında; kız çocuk isteyenlerin Doğu Anadolu %34,9, Marmara %34,3, Ege %34 bölgesinde daha çok olmakla birlikte, İç Anadolu %32,6 ve Akdeniz Bölgesinde %31,8, Karadeniz Bölgesinde %27,9 de birinci sırada geldiği söylenebilir. Diğer yandan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde erkek çocuk isteyenler daha fazla oldu. erkek %20,8; kız ,5. Kadınlar yaşça büyük eş istiyor “Eş olarak seçeceğiniz kişinin yaşı size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde “Yaşı benden büyük veya benim kadar olmalı diyenler” ilk sırada yer aldı. %27,7. Yaş farkı önemli diyenler %21,2, yaşı benden büyük olsun diyenler ,7, yaşı benden küçük veya benim kadar diyenler ,2 oldu. Eş olarak seçilen kişinin yaşının kendisine göre nasıl olması gerektiği ile ilgili görüşler incelendiğinde, kadınların daha çok kendinden büyük ve aynı yaştaki erkeklerle evlenmek istediği, erkeklerin de kendilerinden küçük ya da aynı yaştaki kadınlarla evlenmek istedikleri görüldü. “Eş olarak seçeceğiniz kişinin eğitim durumu size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna; yüksek oranda “Benimle aynı düzeyde ya da benden yüksek olmalı” yanıtı verildi. %43. “Eğitim farkı önemli değil” diyenlerin oranı %33,1, “Benimle aynı eğitim düzeyinde olsun” diyenlerin oranı ise oldu. Maddi durum farkı önemsenmiyor “Eş olarak seçeceğiniz kişinin maddi durumu size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna; birinci sırada “Maddi durum farkı önemli değil” yanıtı verildi. %45,8. İkinci sırada “Maddi durumu benden iyi ya da benimle aynı düzeyde olmalı” diyenler yer aldı. %31,5. Maddi durumu benimle aynı olsun diyenler ,1 oldu. “Eş seçerken nelere dikkat edersiniz?” sorusuna verilen cevaplar ise şöyle oldu %80,5 – İyi huylu olması %68,4 – Aynı değerlere sahip olması %57,9 – İyi bir aileden olması %54,2 – Benimle aynı dünya görüşünü paylaşıyor olması %41,2 – Güzel/Yakışıklı olması %26,2 – Tahsilli olması %22,6 – İyi bir meslek sahibi olması %20,5 – İş sahibi olması En az seçilen seçenekler ise %3,6 ile “Aynı takımı tutuyor olması”, %4,3 ile “Askerliğini yapmış olması”, %6,5 ile “Zengin olması” oldu. Eş adayının aynı dinden olması önemli Çalışmada katılanlara evlenecekleri kişiyle ilgili düşünceleri de soruldu. Katılımcıların yarısı evleneceği kişinin kendisiyle aynı dinden olmasının önemli olduğunu söyledi. Elde edilen sonuçlar şöyle oldu Genel olarak bilinen tanışma usulleri dışında sosyal medyada tanıştığım biriyle evlenirim. %36,7 Evleneceğim kişinin benimle aynı dinden olması önemli. %56,2 Evleneceğim kişinin benimle aynı memleketten olması önemli. %6,9 Evleneceğim kişinin benimle aynı etnik kökenden olması önemli. %23 Evleneceğim kişinin benimle aynı siyasi görüşten olması önemli. %29,4 Evleneceğim kişinin benimle aynı sosyo-ekonomik statüde olması önemli. %36,5 Evleneceğim kişinin herhangi fiziksel engelinin olmaması önemli. %30,5 Evleneceğim kişinin sağlıklı olması ve herhangi bulaşıcı hastalığının olmaması önemli %60 Evleneceğim kişinin aileme saygı duyması önemli %83,2 Evleneceğim kişinin dürüst olması önemli. %86,4 Evleneceğim kişinin bana ekonomik güvence sağlaması önemli. %39,5 Evleneceğim kişinin bana sadık olması önemli. %85,6 Görücü usulü evlilik çoğunlukla doğru bulunmuyor “Görücü usulü evliliği doğru buluyor musunuz?” sorusuna %42,5 oranında “Hayır” cevabı verildi. Doğru bulan gençlerin oranı ise %25,6; “Bu konuda kesin fikrim yok” diyenlerin oranı ise %31,9 oldu. Bölgelere göre; görücü usulünü doğru bulan %40,5 oranında gencin Doğu Anadolu bölgesinde olduğu bulunmuştur. Bu bölgede doğru bulmayanlar daha azdır %25. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görücü usulünü doğru bulan ve bulmayanlar eşit orandadır %34,2. Diğer bölgelerde doğru bulmayanlar çoğunluktadır. Sırasıyla; Marmara Bölgesi %45,5, Ege %43,1, Akdeniz %41,9, Karadeniz %40,1, İç Anadolu %37,4. Akraba evliliği sağlıksız bulunuyor “Akraba evliliğinin doğacak çocukların sağlığı açısından olumsuz sonuçlarına inanıyor musunuz?” sorusuna %80 genç “Evet” derken; “Hayır” diyenlerin oranı %9,4 oldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ,5 oranındaki genç bu görüşe katılmadığını bildirdi. Evlenmeden birlikte yaşamak kabul görmüyor “Evlenmeden birlikte yaşamayı onaylıyor musunuz?” sorusuna “Evet” diyenlerin oranı %33,1; “Hayır” diyenlerin oranı ise %51,8 oldu. “Fikrim yok” diyerek kararsız kalanlar ,1 oldu. Birlikte yaşamayı onaylayanlar incelendiğinde en yüksek oranlar sırasıyla; Ege Bölgesi %38,7, Marmara Bölgesi %35,5, Akdeniz Bölgesi %32,9 olurken; onaylayanların azınlıkta olduğu bölgeler; Doğu Anadolu Bölgesi ,7, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ,5 oldu. Katılımcılar evlilik şartları olarak şu faktörleri sıraladı %88,1 – Uygun eş adayı bulmak %82 – İş bulmak %62,6 – Mesleğimde ilerlemek %70,2 – Mezun olmak En düşük orana sahip şartlar ise; Çeyiz tamamlamak %8,9, Araba almak ,8, Ev almak %27,8 oldu. Önceki duygusal ilişkiler engel olarak görülmüyor “Daha önce başkasıyla duygusal birlikteliği olmuş biriyle evlenir misin?” sorusuna; %62,6 oranında genç “Evlenirim” cevabı verirken; %9,2 “Evlenemem” cevabını verdi. “Düşünmedim” diyenler %28,2. Bölgeler incelendiğinde; “Hayır evlenmem” diyenler en çok Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görüldü. %26. İkinci sırada onaylamayanlar ise Doğu Anadolu Bölgesinde oranında görüldü. “Daha önce başkasıyla cinsel ilişkisi olmuş birisiyle evlenir misiniz?” sorusunda; evet ve hayır diyenler yakın oranda bulundu. Buna göre “Evet evlenirim” diyenler %37,5; “Hayır evlenmem” diyenlerin oranı ise %38,8 oldu. “Düşünmedim” diyenlerin oranı ise %23,7 oldu. Bölgelere göre bakıldığında “Evet” diyenlerin açık ara farkla “Hayır” diyenlere göre daha yüksek orana sahip olduğu bölgeler Ege %44,3 ve Marmara %41,1 oldu. “Hayır evlenmem” diyenler ise en yüksek Doğu Anadolu Bölgesi Hayır %68,5; Evet ,7 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Hayır %63,6; Evet ,6 bulundu. Kadınlar birlikte yaşamayı reddediyor Evlenmeden birlikte yaşamayı nasıl gördükleriyle ilgili öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, öğrencilerin büyük çoğunluğunun bu durumu onaylamadıkları görüldü. Fakat kadınların erkeklere göre bu durumu şiddetle reddettikleri de ayrıca belirlendi. Ayrıca katılımcıların yaşları ilerledikçe bu durumu onaylayanların sayılarında belirgin bir artış olduğu görüldü. Evlenmeden çocuk sahibi olmayı onaylayıp onaylamadıkları sorulduğunda; %82,6 genç hayır derken, %7,5 evet dedi. “Fikrim yok” diyenlerin oranı %9,9 oldu. Evlenmeden çocuk sahibi olunabileceğini onaylayan gençlerin ,3 oranında Ege Bölgesinde, %9,3 oranla Marmara Bölgesinde bulunduğu görüldü. Akdeniz ve İç Anadolu %5’lerde en çok Doğu Anadolu %1,8 Bölgesi ile eşit oranda düşük iki bölge olan Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesinde görüldü. %2,6. Eşlerin aileleri ile yaşamak “Evlendikten sonra ayrı bir ev açmak yerine eşimin ailesiyle yaşayabilirim” ifadesine katılım düzeyleri incelendiğinde; kesinlikle katılmayan ve katılmayanların toplamı %77,8 oldu. Kararsız olanlar ,4 olup bu duruma katılanlar %5,8’dir. Katılanların çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ikamet etmektedir. Krizler evlilik kararını etkiliyor “Krizler ekonomik, siyasal, salgın aile kurma kararınızı etkiler mi?” sorusu incelendiğinde; “Evet etkiler” diyenlerin oranı %59,4 oldu. “Hayır, etkilemez” diyenlerin oranı %23,1 olurken; düşünmediğini belirtenlerin oranı Yüzde 5 oldu. “Eşinizin çalışma durumuna bakış açınız nasıl olurdu?” sorusuna; %93,5 genç “evet çalışabilir” cevabını verirken; “Hayır” diyenler %2,6, “Hiç düşünmedim” diyenlerin oranı %3,9 oldu. “Evleneceğiniz kişiyle evlilik sözleşmesi imzalar mısınız?” sorusuna; %61,8 oranında katılımcı “Hayır” derken; “Evet” diyenlerin oranı ,8 oldu. “Düşünmedim” diyenlerin oranı %26,5 oldu. “Evlilik sizin için önemli midir?” sorusuna; %82,3 oranındaki genç “Evet” derken; ,7 oranında gencin yanıtı “Hayır” oldu. Evliliğin önemli olmadığını belirtenler bölge bazında incelendiğinde Ege Bölgesi yüksek oranda %22,1 yer alırken; ikinci sırada; Marmara ,3 sonra Akdeniz ,5 geldi. “Evet” diyenler en yüksek oranda Doğu Anadolu Bölgesinde görüldü. %91,6. Evlilik hayatı sevdiğiyle paylaşmak için önemli “Evlilik niçin önemlidir?” sorusuna katılımcıların verdiği yanıtlar ve oranları da şöyle oldu %89,2 – Hayatı sevdiğimle paylaşmak için %73,8 – Daha düzenli bir hayat için %50,8 - Neslin, soyun devamı için %37,5 – Dinimiz emrettiği için %31,1 – Rahat yaşamak için %30,4 – Güvenli yaşamak için %9,7 – Gelenek olduğu için Evlenmekten korkanların oranı %37,5 “Evlenmek sizi korkutuyor mu?” sorusuna; gençlerin yarısı %51,3 hayır derken, %37,5’i “evet” demiştir. Bunu hiç düşünmedim diyenler ,2’dir. Evlenmekten neden korktukları sorulduğunda verilen cevaplar ise şöyle oldu %29,1 – Sorumluluk almaktan korktuğum için Doğu Anadolu %25,4 – Gelecek hakkında iyimser olmadığım için Daha çok Ege Bölgesi %22,8 – Geçim sıkıntısına düşmekten korktuğum için Daha çok Güneydoğu Anadolu %21,6 – Evlenmeden önce yaptıklarımı yapamamaktan korktuğum için Güneydoğu Anadolu %6,9 – Cinsellik hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak Daha çok Karadeniz Bölgesi “Anlaşamayan eşlerin boşanması uygun mu?” sorusuna; %87,4 genç uygun olduğunu belirtirken; %2,9 uygun bulmadı. Fikri olmayanların oranı %9,7 oldu. “Çocuğu olanların boşanması uygun mu?” sorusuna; %72,5 uygunluk belirtirken; ,1 uygun bulmadı. Fikri olmayanların oranı ,4 oldu. “Şiddet” boşanma sebebi olabilir düşüncesine katılım düzeyleri sorgulandığında; %83,5 oranında genç “Kesinlikle katılıyorum” derken; ,8’i “katılıyorum” yanıtı verdi. Daha önce başından evlilik geçmiş biriyle evlenir misiniz sorusuna; “evet” diyenlerin oranı %27,5; “hayır” diyenlerin oranı ise %30,7 oldu. %41,8 oranında “fikrim yok” denildi. “Bir imkân doğsa, sırf kendinize daha rahat gelecek sağlamak için yurt dışına yerleşmenize yardımcı olacak bir evlilik yapar mıydınız?” sorusuna “evet” diyenlerin oranı %43 olurken; “Hayır” diyenlerin oranı ise %34,1; “Fikrim yok” diyenlerin oranı %22,9 oldu. “Ailenizle ilişkinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunda sunulan düzeylere göre; %41,1 katılımcı “iyi” olduğunu belirtti. Çok iyi olduğunu belirtenler %35,9; “orta” diyenlerin oranı , “kötü” diyenlerin oranı %2,8; “çok kötü” diyenlerin oranı %1,2 olarak belirlendi. Katılımcılar, “Kendi kuracağınız ailede, kendi ailenizden farklı olacağını düşündüğünüz konular” konusunda da şu görüşleri verdi %53,9 – Eşler arası iletişim %45,6 – Ebeveyn ile çocuk ilişkisi %51,4 – Aile için rol ve görev dağılımı %27,8 – Çocuk eğitimi ve terbiyesi %21,1 – yakın akraba ve tanıdıklar ile ilişkiler Aile “güven” ifade ediyor “Aile sizin için ne ifade ediyor?” sorusunun karşılığı da tek kelime ile istendi. Bu kelimeler de şöyle oldu Güven ,9 Huzur ,8 Herşey %8,2 Mutluluk %7,2 Sevgi %6,1 Hayat %5,7 Birlik %5,1 Sorumluluk %2,8 Aile sizin açınızdan ne ifade ediyor? Ailenin öğrenciler açısından ne ifade ettiği anne/baba birlikteliği açısından incelendiğinde, anne/babası birlikte yaşayan öğrenciler için “mutluluk” olarak, anne/babasından ikisi ya da herhangi biri vefat edenler için “bağlılık” ve anne ve babası ayrı yaşayan/boşanan öğrenciler için ise “güven” olarak görüldü. Evdeki her türlü iş ortak yapılmalı Katılımcılara evde sorumluluk paylaşımı da soruldu. “Genel olarak eşler arasındaki sorumluluk paylaşımı konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna; çoğunlukla %67,8 oranında “Evdeki her türlü iş ortak yapılmalı” ifadesine katılım oldu. Neredeyse eşit oranda katılım gösterdikleri iki seçenek ise “Erkek ve kadının yapacağı işler farklıdır” ile “Kadın işlerle baş edemeyecek duruma geldiğinde erkek yardım eder” ifadeleri oldu. Bu durumda %30 oranındaki gencin, kadın ve erkek görev ve rollerinin farklı olduğunu düşündüğü sonucunu ortaya koydu. Sosyal medya kullanım alışkanlıkları da belirlendi Çalışmada katılımcıların sosyal medya alışkanlıklarına ilişkin de soru yöneltildi. “Sosyal medyaya günde kaç saat bağlanırsınız?” şeklindeki soruya verilen yanıtlar şöyle oldu %46,6’sı günde 1-3 saat, %28,7’si günde 4-6 saat, %6,9’u günde 7 saat ve üzeri bağlanmaktadır. Yani günde 4 saat ve üzeri bağlananlar %35,6’dır. Devamlı bağlı olduğunu bildirenler %6,5 1 saatten az kullananlar ,4 Sosyal medyayı daha çok günün hangi vaktinde kullandıkları sorulduğunda; %43,2’si gün içinde, %28’i hem gün içinde hem de kalkar kalkmaz ve yatmadan önce kullandığını bildirdi. Gece uyumadan önce bağlananlar ,9, sabah uyanır uyanmaz ve gece yatmadan önce bağlananların oranı ,1 oldu. “Sosyal medyada fotoğraf paylaşmadan önce filtre/makyaj uygular mısınız?” sorusuna katılımcıların %38,2’si uyguladığını, %61,8’i uygulamadığını belirtti. En çok yani birinci sırada kullandıkları sosyal medya uygulaması sorulduğunda; %64,5 oranında Instagram; ,4 Twitter; ,9 Youtube kullandıkları bulunmuştur. Facebook %1,6 bulundu. “Daha önce sosyal medyada tanıştığınız biriyle ilişkiniz oldu mu?” sorusuna %42,2’si oldu, %57,8’i olmadı olarak cevap verdi. Hayır diyenler en yüksek oranda Doğu Anadolu %71,4 ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde %70,7 olduğu belirlendi. Yalnızlık algısı da ölçüldü “Kendinizi ne sıklıkla yalnız hissedersiniz?” sorusuna; orta seviyede olan düzey olarak “bazen” diyenler %40,8 bulundu. Nadiren olduğunu %30’u belirtirken; sık sık yalnız hissettiğini bildirenler ; her zaman yalnız hissedenler %5,8 oldu. Öğrencilerin kendilerini ne düzeyde yalnız hissettikleri anne/baba birlikteliği açısından incelendiğinde, anne ve babası bir arada yaşayan öğrencilerin büyük çoğunluğunun bazen kendilerini yalnız hissettikleri belirlendi. Anne ve babası ayrı yaşayan/boşanmış öğrencilerin ise anne ve babası beraber yaşayan öğrencilere göre kendilerini daha çok yalnız hissettikleri tespit edildi. Yayınlanma Tarihi 27 Ekim 2020 Salı, 2100 Bu yazıya 0 yorum yapıldı. Eş seçerken hangi hususlara dikkat edilmeli? Prof. Dr. Hamdi Döndüren anlatıyor. Evlenmeye niyetlenen bir kişi, sosyal medyadaki yazışma ve paylaşımlarını silmek zorunda kalıyorsa, bir problem var demektir. Eş adayının görmesinden utanılacak şeyler, aslında Rabbimiz’den hayâ etmemiz gerektiği gerçeğini hatırlatmalıdır. Hayatında temiz bir sayfa açmak isteyen bazı gençler, mazilerinde yapmış oldukları hatalar sebebiyle, zor durumda kalabilmektedir. Dedikodu ve söylentiler, eş adaylarının içine vesvese ve fitne sokmalar, kıskançlık ve hasetler, daha yuva kurulmadan ya da -Allah korusun- kurulduktan sonra çiftlerin arasında ciddî problemler oluşturabilmektedir. Bu ve benzeri problemlerin oluşmaması ve gönül huzuru için, anlatmaktan ve anlatılmasından çekinilmeyecek bir mâzî ile evliliğe adım atılmasının önemini gençlerimize izah etmeliyiz. Bu yüzden kızların ve erkeklerin hemcinsleriyle arkadaşlık etmesini; âilelerden bir müddet saklanmasını isteyerek yapılan evlilik tekliflerinin ciddiye alınmamasını tavsiye etmeliyiz. Niyetinde ciddî olan kişi, bu isteğinin hem kendi hem de karşı tarafın âilesi tarafından bilinmesini, bilâkis istemelidir. Kendini olduğundan farklı tanıtmak, kalıcı ve ciddî kusurlarını gizlemek, hâsılı şeffaf ve dürüst olmamak da bir diğer problemdir. Eğer mâzîsinde ahlâkî açıdan İslâmî prensiplere ters birtakım hatalar olmuşsa, bunlar için öncelikle tevbe etmeli; ardından da eş adayı ile bunlar açıkça paylaşılmalıdır. Başkalarından duyulması ihtimali olan hâdiseler hakkında aslâ ihmalkâr ya da çekingen bir tutum sergilenmemelidir. Ömür boyu birlikte olmaya niyet edilen kişi ile risk alarak yuva kurmak; hem kendine hem eşine yazık etmek mânâsına gelebilir. Eş adaylarının evlilik kararı sürecinde istişâre ettiği kişiler ya da aracılar da aynı hassasiyeti taşımalıdırlar. Adayı tanımak için sorulan sorulara etraflıca cevap verilmeli; kaçamak yollara ve te’villere sapılmamalıdır. Hâsılı; gençlerin, görüşlerine güvendiği kişilerle ve âilesiyle gerekli istişareleri yaptıktan sonra karşı tarafa görüşme teklifinde bulunması yerinde olur. Teklifi alan tarafın da istişâreleri tamamlandıktan sonra görüşme gerçekleşmelidir. Birbirleri hakkında doğru dürüst fikir sahibi olmayan gençleri tanıştırmak, her iki tarafın psikolojisi açısından mahzurlar ihtivâ edebilir. Beğenilmemek, beğenmediğini ifade etmeye çekinmek vs. gibi durumlara kapı açılmış olur böylelikle… İstişârelerden sonraki görüşmenin de mutlaka evlilikle sonuçlanmasının gerekmeyeceği unutulmamalıdır. Görüşme, taraflarda olumlu intibâlar bırakırsa, yapılacak etraflıca araştırmaların ardından âileler görüşerek, söz-nişan aşamasına geçilir. “Söz-nişan”, tarafların birbirlerine söz vermeleri mânâsını taşır; ancak bir mahremiyet ve helâllik ifade etmez. Bu sebeple “nikâh akdi” gerçekleşinceye kadar olan süreçte, birbirini yakından tanıma uğruna halvet vs. gibi haramlara düşmekten sakınılmalıdır. Yine bu süreçte, te’sis edilmek istenen evliliğin mahzurlu olduğuna dair geçerli ve meşrû mazeretler ortaya çıkarsa, tarafların nezâket ve kul hakkı prensiplerini gözeterek ayrılabileceği unutulmamalıdır. Geçerli mahzurlar, nişan öncesi yapılan istişârelerde fark edilememiş çeşitli durumlardır. Yoksa tarafların maddî ve dünyevî birtakım istekleri, aslâ tatsızlık vesilesi olmamalı; ümmeti olmakla övündüğümüz Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ve Ashâb-ı Kirâm’ın mütevâzi ve külfetsiz evlilikleri yolumuzu aydınlatmalıdır. Nişanlıyken fark edilen mahzurlar örtbas edilmemeli; bilâkis nikâhtan sonra ayrılmaktansa, bu dönemde titiz gözlemler ve fikir alış verişleri yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in “Hayırlı işleri görmekte acele ediniz.” Müslim, Îman, 186 buyruğuna rağmen maddî ortamın mükemmelliği uğruna nikâh geciktirilmemeli; nazar, hased vb. fitnelerden sakınılmalıdır. Hayatımızın her safhasında olduğu gibi evlilik öncesinde de duâya sarılmalı; Rabbimiz’den şu âyet-i kerîmede ifade buyrulan göz aydınlığı eşler niyazında ısrar edilmelidir “Mü’min kullar Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler ihsan et ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!» derler.” el-Furkân, 74 Ayrıca yuva kurulma aşamasında israftan kaçınılarak, gençlerin borç yükleri ile en güzel yıllarının gölgelenmesine sebep olunmamalıdır. Rabbimiz, evlilik gibi mukaddes bir müessesenin, Batıdaki gibi azalması ve nikâhsız olarak bir arada yaşamaların çoğalması için kasıtlı ve plânlı çalışmaların yapıldığı çağımızda, göz nûru nesiller yetiştirecek İslâm yuvalarının sayısını çoğaltsın. Didar Erdem, Şebnem Dergisi, Sayı 110, Sayfa 38 İslam ve İhsan Evleneceğimiz kişinin kim olduğuna karar vermek demek bundan sonraki uzun yaşam yolculuğunu kiminle yapmak istediğine karar vermek demektir. Eş seçiminde yanlış kararlar almak kişiyi mutsuz bir hayat yaşamakla yüz yüze getirebilir. Eş Seçiminde Yapılan Yanlışlıklar Evleneceğimiz kişinin kim olduğuna karar vermek demek bundan sonraki uzun yaşam yolculuğunu kiminle yapmak istediğine karar vermek demektir. Bu nedenle eş seçimi kişinin hayatta vereceği en önemli kararlardan biridir. Eş seçiminde yanlış kararlar almak kişiyi mutsuz bir hayat yaşamakla yüz yüze getirebilir. Doğrusu aşık olduğumuz bir insanla evlenmek güzel bir şeydir. Ancak bu iyi bir evlilik ilişkisine sahip olacağımızı garantilemez. Eş seçiminde sevgi son derece önemli ve gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Bu nedenle eş seçimine karar verirken kişi hem kendini hem eş adayını iyice tanımaya çalışmalı ve değerlendirmelidir. Konu hem duygusal açıdan hem mantıksal açıdan enine boyuna iyice tartıp biçilmelidir. Evlilik terapisi seanslarında eşler daima ötekinin değişmesini talep ederler. Çünkü her şey ona göre eşinin başının altından çıkıyordur. Tabi öteki de berikinin düşündüğü gibi düşünüyor. Oysa kişinin iyi bir evlilik ilişkisine sahip olabilmesi için önce kendini iyi tanıması sonra da eş adayını tanıma safhasına geçmesi gerekir. Peki eş seçimine karar vermeden önce kişi neler yapmalı Öncelikle evliliğe karar vermeden önce kişi kendini iyice tanımalıdır. Çünkü ben kiminle evleniyorum onunla anlaşabilecek miyim? şeklindeki sorulara vereceği cevaplar kişinin kendini tanımasına bağlıdır. Genelde kişinin evleneceği kişi üzerinde durması eş seçiminde yapılan hatalardan biridir. Kişi kendini tanıyıp tahlil etmediği için evleneceği eş adayı ile anlaşıp anlaşamayacağının cevabını sağlıklı bir şekilde veremez. Dolayısı ile kişi önce kendini tanımakla işe başlamalı gerçekten kendini tanımalıdır. Gelgelelim işin en can alıcı noktası da burasıdır. Can alıcıdır çünkü kişinin kendini tanıması karşısındaki eş adayını tanımaktan çok daha zordur. En genel anlamı ile kişinin kendini tanıması farkındalıktır. Aile ortamında, iş yaşamında, ikili ilişkilerde kendimle olan ilişkilerimde nasıl biriyim sorusuna cevap bulunmasıdır. Bu soruya cevap bulunması kesinlikle kişinin kendi içinde zaman zaman yüreğinin burkulacağı, zaman zaman sevinç ve coşku duyacağı uzun ve yorucu bir iç yolculuğa çıkması demektir. Bu yolculukta kişinin anne karnından başlayarak çocukluk döneminde şekillenen kendi duygusal kalıplarını farketmesi, hissetmesi ve ayırt etmesi gerekir. Bu kalıplara örnek olarak korku, nefret, öfke, sevinç, coşku vb. duyguları verebiliriz. Kişi ancak bu şekilde zayıf ve güçlü yönlerini görebilir. Kişinin kendini tanıma yolculuğunda şu iki yanlışı yapma potansiyeli daima vardır. Kendi benliğini olduğu gibi göremeyip şişirme. Bu durumda kişi en iyi evliliği en iyi kariyeri ister. Bununda hayal kırıklığı ile sonuçlanma olasılığı oldukça yüksektir. Diğer taraftan kendini olduğundan değersiz görebilir ki bu da kendine güvenmemesine ikili ilişkilerde olumsuz yaşantısal deneyimlere zemin hazırlar. Kısacası kişi önce kendini tanımalı ve benim önceliklerim neler diyebilmeli ve önceliklerini belirlemelidir. Bu konularda farkındalık geliştirmelidir. Kişi kendini tanıma sürecini tamamladıktan sonra ikinci olarak eş adayını tanıma sürecine girmelidir. Eş adayını tanımanın Birininci yolu Onun geçmiş yaşantısına bakmak, geçmiş yaşantısını tanımak ve öğrenmektir. İkinci Yolu Eş adayının arkasında neler bıraktığına bakmaktır. Çevresinde nasıl bir izlenim bıraktı. Şimdiye kadar neler ortaya koymuş, onun alışkanlıkları nelerdir? Alışkanlık deyip geçmeyin alışkanlıklar hayatımızdır. Üçüncü yolu Etkileşim halinde kişi hakkında izlenimler edinilmelidir. Kişi ben bu kişiyi seviyorum deyip ilk iki nedeni atlar ve etkileşim sırasındaki izlenimlerini baz alarak karar verirse yanılma payı hatırı sayılır derecede artar. Çünkü genellikle evlenecek kişiler olaya duygusal yaklaştıkları için birbirlerinin sadece olumlu taraflarını görürler. Olumsuz taraflarını ise evlendikten sonra bir arada yaşamaya başlayınca görürler. Bu da evlilikte yaşanan hayal kırıklıklarının en önemli nedenlerinden biridir. Aynı şekilde evlilikte yaşanan hayal kırıklıkları da evlilik sorunlarının en önemli nedenlerinden biridir. Evlilikte aşk ve sevgi önemlidir. Ancak aşk ve sevginin iyi bir ilişkinin meyveleri olarak ortaya çıktığının altı iyice çizilmelidir. Bu nedenle evlenecek kişinin olumlu ve olumsuz tarafları iyice tanınıp kişinin kendi öncelikleri ile kıyaslanmalıdır. Aksi takdirde kaçınılmaz hayat dalgaları evlilik gemisine çarpmaya başladığında eşler arasındaki anlaşmazlıklar evlilik ilişkisinin gündemine oturur. Evleneceğimiz kişiyi tanımaya çalışırken kendimize, Evleneceğimiz kişi neyi seviyor? Nelerden hoşlanıyor? Nelerden nefret ediyor? Fikirlerinde, hayat felsefesinde ve kişiliğinde benimki ile örtüşen taraflar var mı? gibi sorularla yaklaşarak farklılıklar ve benzerlikler tahlil edilmelidir. Ayrıca sevgide test edilmelidir. Seven kişi fedakarlık eder. Birbirini sevmek ve tanımak yeterli değildir. Kişilerin iyi bir evlilik ilişkisine sahip olmaları için karşılıklı çaba sarfetmeleri gerekir. Doğrusu evliliğin kader çizgisini çeken şeyde eşlerin karşılıklı çaba göstermeleridir. Evlilik öncesinde çoğu kişi duygularının güdümünde hareket eder. Açıkcası burada bir sevgi ve duydu köprüsünün olması çok istendik bir durumdur. Ancak kişilerin aşık olma döneminde duyguları ile hareket ederken karşıdaki kişiyi yanlış değerlendirme olasılığı çok yüksektir. Toplumda eş adaylarının flört etmeleri gerekir gibi genel bir kabul olsada flört döneminde bazı eş adayları bazı yönlerini gizleyebiliyorlar. Bu dönemde eş adayları duydusal nedenlerle birbirlerine objektif bakamazlar. Dolayısı ile flört dönemi gerçek manada adayların birbirini tanımasını garantilemez. Evlilik terapilerinde tarafların birbirlerini bağımsız ve tarafsız gözleyemediği ya da bazı şeyleri birbirinden gizleyebildiklerini, birbirlerine nesnel yaklaşmadıklarını gözlemlemekteyiz. Eş seçiminde önemli yanlışlıklardan biri de karar verirken sevginin birinci plana alınmasıdır. Oysa evlilik kararı verirken birinci plana alınması gereken şey evlenecek kişilerin ortak yönlerinin, değerlerinin olup olmadığıdır. Hayat felsefesinin azami noktalarda uyuşup uyuşmadığıdır. Kişi benim gerçek önceliklerim neler diyebilmeli ve eş adayının gerçek öncelikleri ile karşılaştırarak bu gibi konularda farkındalık geliştirmelidir. Evlilik öncesi dönemde kişiler baştan aşkı yakalamış olabilirler. Ancak bu aşkın iyi bir ilişki ile korunup kollanmaması durumunda kısa zamanda yok olacağını kafalarının arka planında tutmalıdırlar. Çünkü iyi bir evlilik ilişkisi ancak emekle gün be gün ve saat be saat inşa edilebilen bir şeydir. Evlilik döneminde nişalılık sürecine dikkat edilmelidir. Bu dönem evlilik ilişkisi için olumlu veya olumsuz sınyellerin verildiği dönemdir. Evlilik öncesi dönemde nişanlılık süreci en çekici en hoş dönemlerden biridir. Çünkü insanın kendisini düşünen birisinin olması çok hoş bir duygudur. Diğer taraftan evlilik hazırlıklarının oluşturduğu stres ve birbirlerini daha iyi tanımaya başlamaları ile aynı zamanda bazı problemlerinde yaşandığı bir dönemdir. Evlilikte ortaya çıkma ihtimali olan olası problemlerden bazıları ama asla hepsi değil bu dönemde baş gösterebilir. Ve bu aslında çiftin problemleri birlikte aşıp aşamayacakları konusunda veri veren yaşantısal bir deneyimdir. Çift nişanlılık döneminde yoğun problemler yaşaması ve bunların aralarında halledilememesi durumund bu problemlerin evliliğe taşınarak evlilik ilişkisini zehirleme olasılığı her zaman vardır. Ama en çokta çiftlerden biri için problematik bir durum diğeri için değilse ve kişi tek başına bunu içinde yaşıyorsa. İkili aşk ilişkilerinin tölerans aşamasında kişilerin en çok yaptıkları yanlışlardan biri partnerinin hoşuna gitmeyen taraflarını görmezden gelip evlenince değişir ya da ben onu değiştiririm şimdi karşı çıkarsam ilişkimi kaybederim düşüncesidir. Diğer taraftan da çiftler ilişkinin kuruluşu, nişanlılık aşamasında birbirlerini tanırken ortaya çıkacak farklılıkları büyütme eğilimine de kapılabilirller. partnerlerin yüzde yüz uyumlu olmasını beklemek iki insan arasındaki ilişki gerçekliğine uymaz. Taraflar arasında bazı konularda farklı hatta zıt görüşlerin olması kaçınılmaz ve doğaldır. Hatta bir zenginliktir. Her iki partner farklı bireyler olarak birbirlerinin farklı iç dünyalarının olduğunu kabullenmeli ve birbirlerinin iç dünyalarına kabul ve saygı ile yaklaşmalıdır. Aynı şeyleri yapmaktan hoşlanma, olaylar karşısında benzer tepkiler gösterme eğilimi sıklıkla beklenir ve istenir. Ancak bu partnerin özel dünyasını yok saymaya farklılıkları görmezden gelmeye neden olursa farklılıklar ortak noktalar için feda edilir. Bu da beraberinde aşırı kontrolü, en kötüsü de kişinin bireyselliğinin sönümlenmesine ve ilişkide içtenliğin ölmesine neden olur. Çünkü kişiyi var eden şey kendine has iç özellikleridir. Yani evleneceğim kişinin her şeyi benim gibi olmalı yanılgısına düşülmemelidir. Evlilik öncesi her ilişki bir tarafıyla bütün dış etkilere açık, kendi içinde zayıf bir dönemi yaşar. Henüz kök salmadığı için iklim şartlarının her türlü zararlı etkisine açıktır. Diğer taraftan evlenecek kişiler olmaz, vaz geçerim, boşanırım düşüncesi ile yola çıkmamalıdır. Evlilik yetişkin yaşamına bir yolculuktur. Tereddütlü yolculuğa çıkılmaması tercih ve tavsiye edilir. -sadistik egilimleri olup olmadigi ayrintili sekilde rengine asiri bir egilimi varsa 1. maddenin dogru olabileceginden rahatlikla gozlu olmamalidir.bkz odishon sizi belli hususlara dikkat ederek seçtiğini düşünmediğiniz biri olması. bkz husus abicim husus boşanabilme ihtimalini düşünüp, bir de ortak çocuğunuz varsa, boşanma sonrasında sürebilecek ömür boyu diyaloglara karşı, iletişime geçebileceğiniz birini seçin, asla sinirli ve öfkeli birisiyle beraber olup, siniri nasıl olsa geçer diye beklemeyin mesela. çocuğun ilkokul döneminde, veli toplantısı, gösterisi, yaşgünü gibi çocukla ilgili ortak günlerde biraraya geleceğinizi de düşünüp, sinirleri alınmış, sakin, kaliteli kumaştan birini seçebilirsiniz. eskiyi unutamayıp, eskisini rahatsız edebileceğini, ve sizin de birgün eskisi olabileceğinizi düşünün evlilikte ne tür problem yaşamış olursa olsun, ayrıldıktan sonra, çocuğuna karşı sorumluluğun sadece"para " olmadığının, bunun yanında şevkat, sevgi ve iyi gününde yanında olabilecek biri mi karşınızda ki, ölçün, tartın, en yakın arkadaşlarınıza sorun, ailenize sorun, şimdi ki halini değil, çocuktan sonra en az 10 yıl sonraki hali nasıl olur diye tahlil etmesini isteyin. emin olun, etrafınızda sizi seven dostunuz, arkadaşınız varsa, aday eşinizi gösterince, hemen röntgenini çekiyorlar. teknoloji değişti dostlar. siz siz olun, evleneceğiniz kişinin, ayrıldıktan sonraki, sizi rahatsız etme, tehdit,hakaretbilumum yazılı mesaj ve mail tacizine uğrar mısınız? yoksa uğramayıp, saygı çerçevesinde devam eder mi? medenice, bir de bu gözden bakın ve baksınlar gibi kumaşı bozuk bir adamla uğraşmak zorunda kalmazsınız böylece yıllarca. bkz kötü şeyler hep en iyilerin başına gelir horlayıp horlamadığı, son derece önemli.. karşı cinsten olup olmadığına çok dikkat edilmeli. ülkemizde sorun olabiliyor. size bağımlı olmaması. eş seçerken aynı zamanda çocuklarınıza baba/anne seçtiğiniz gerçeğini unutmamak. ha evlenicem ama ondan çocuk mocuk yapmıcam diyorsanız bu kriteri silin, hatta benim bu entryi hiç okumasınız da olurmuş. "insan" olmasına dikkat edin. gönül istenmeyen bir şeye konmuş olabilir. aptal aşık modunda farkedemezsiniz, onun için dostlarınızın uyarılarını dikkate alın. genetik olarak sağlıklı bir yaşam vaadetmesi, kendi genine güvenmiyorsan iskandinavya taraflarından eş bulmak çok faideli. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.

eş seçerken dikkat edilmesi gerekenler